Guardians of Ember’ı test ettik!

RPG türü başlı başına dev kitlelere hitap eden bir türdür.

Teybi biraz geriye doğru saralım; bildiğiniz gibi, 1997 yılında üretilen Diablo serisi, bilinen klasik RPG türünü tamamen değiştirip, hack & slash mekaniğine dönüştürmüştü. O gün bu gündür aramızda olan hack & slash, her daim kendisine ait bir oyuncu kitlesine sahip oldu.

Gel zaman git zaman, bu türün kimileri için “sıkıcı” olan oyun modelini geliştirmek için birçok fikir devreye girdi. Nitekim bugüne kadarki en iddialı girişim, büyük ihtimalle Guardians of Ember oldu. Gelin bu iddialı argümana biraz daha yakından bakalım.

Özel bir kahraman ve bambaşka dünyalar
Oyunun yapımcı koltuğunda, Runes of Magic isimli güzide oyunun yapımcısı olan Runewaker bulunuyor. Olyndale isimli fantastik bir dünyada geçen oyunda, artık birçok RPG oyunundan alıştığımız klasik “Dünyayı ele geçirmeye çalışan kötüye” karşı geliyoruz.

Guardians of Ember’a başlar başlamaz bir karakter yaratmamız gerekiyor. İlk olarak ırkımızı ve akabinde sınıfımızı seçiyoruz. Oyunda, Knight, Ranger, Arcanist, Priest, Engineer ve de Dark Knight olmak üzere altı farklı sınıf bulunuyor. (Dark Knight henüz seçilebilen bir sınıf değil. Onu oyun resmen çıkınca görebileceğiz.) Seçtiğimiz sınıfların kendilerine göre değişen birbirinden farklı özellikleri bulunuyor. Fakat seviye atlamak Guardians of Ember’da normalden biraz daha farklı.

Aslında Final Fantasy XI’i deneyim edenlerin yakından tanıdığı, ikinci sınıfı yükseltme mekaniği, oyunu benzer yapımlardan büyük oranda ayırmayı başarıyor. 15. seviyeye gelen karakterler, isteklerine göre bir diğer sınıfı aynı karakter altında geliştirmeyi seçebiliyorlar. Tek bir karakter altında birden fazla sınıf bulunması, özellikle ekip ile oynanan oyunlara büyük keyif katıyor. Her oyuncu kendisini yaklaşan zorluğa göre ayarlayabiliyor ve doğru “build” ile imkansız diye bir şey kalmıyor.

Parti ile birlikte kesinlikle daha eğlenceli olan Guardians of Ember’da sıkılmak biraz güç. Öncelikle oyunda bulunan 300’den fazla yetenekle bambaşka şekillerde karakter yaratmak mümkün. Bu yeteneklerin bir kısmı aktif, bazıları da pasif. Karakter geliştirmek kesinlikle çok eğlenceli ama birçok hack & slash oyunda olduğu gibi genel geçer yapı bir noktadan sonra sıkıcı hale gelebiliyor. Bu durum için de bir çözüm bulan yapımcılar 60’dan fazla zindanı oyuna eklemiş durumda.

Hemen her hack & slash yapımda bulunan PvE grind oyun mekaniğinden farklı olarak, birçok oyuncunun oynamaktan keyif aldığı 3v3 ve 5v5 şeklinde deneyim edilen PvP Arena’lara dalmak mümkün.

Ayrıca benzeri şekilde Horde Mode’da oyun açarak, üzerimize saldıran düşmanlara karşı ne kadar hayatta kalabileceğimizi deneyim edebilmek de cabası. Birçok eğlenceli noktası bulunmasına rağmen oyun hızının diğer hack & slash’lere göre biraz yavaş olması can sıkıcı diyebilirim. Farklı düşman birimleri olsa da doğru geliştirilen karakterler fazlasıyla güçlü oluyor. Ayrıca görevler başta olmak üzere çok fazla bug bulunuyor.

Sonuç olarak; tamam, oyun henüz erken erişimde ama piyasaya çıkıncaya kadar tamamlaması gereken çok fazla eksiği olduğu da bir gerçek.

Beklenti: 3/5

Ertuğrul Süngü
https://twitter.com/ertugrulsungu

Henüz yorum yok.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

Kabuktaki Hayalet filminin özel ön gösterimine katılmak için son gün! https://t.co/zPmq86sOmC https://t.co/crd5PCbAPI
RT @ReflexArena: Thanks for the review @leveltr ! https://t.co/9EE2pKCwMT

Flickr