|
Evet arkadaşlar uzun süredir yoktum malum. Bu süre içerisinde The Witcher 2'nin incelemesi kesin yapılmıştır diye düşünüyordum ama yapılmamış. Böyle bir oyunun incelemesi yapılmazsa yazık olurdu bence. Bakalım ilk oyunları The Witcher ile harika bir iş ortaya koyan CD Projekt RED ekibi, kendilerinin ve serinin 2. oyunu The Witcher 2 ile bu başarıyı ne noktalara taşımış:
Hikaye:
The Witcher 2, ilk oyunun kaldığı yerden devam ediyor. Aynı adı taşıyan bir romandan uyarlanan oyunda, tüm Witcher(Büyücü) ırkının katledilmesinden sonra, hayatta kalan tek Witcher Geralt'ın öyküsü anlatılıyor. O günden sonra hafızası kaybolan Geralt, hikaye akışında türlü zorluklarla mücadele ederken, hafızasını geri kazanma savaşı da veriyor. Aslında bir RPG oyununda hikayeyi derinlemesine anlatmak yanlış olur çünkü hikayenin akışı, oyuncunun verdiği kararlara göre değişebiliyor.(Özellikle bu oyunda bu durum daha fazla.) Bu yüzden hikayeyi böyle yüzeysel anlatmak yeterli bence. Ancak şunları da eklemeliyim ki hikaye sunumu harika ve kesinlikle sıkılmıyorsunuz.
Grafik:
Oyunun grafikleri hakkında lafı kurcalamadan söylenecek tek kelime inanılmaz olduğu. Evet. The Witcher 2'de bazen öyle görsellerle karşılaşıyorsunuz ki, oyunun akışını bırakıp bu görsellere bakarak dakikalar harcayabiliyorsunuz. Son zamanlardaki en iyi grafiklerden birine sahip The Witcher 2. Tabii oyunu tüm detayları en üst seviyedeyken oynamak her PC'nin harcı değil. Ancak oyun PC'ye özel olduğu için tonla grafik opsiyonu var. Gereksiz bulduğunuz detayları kısarak performansı kendi PC'nize göre rahatlıkla ayarlayabiliyorsunuz. Ayrıca son çıkan yamalarıyla beraber %30'a varan performans artışı sağlandı. İlk oyunun grafikleri Bioware'ın da yardımlarıyla Aurrora adlı grafik motoruyla yapılmıştı ve zamana göre gayet iyiydi. The Witcher 2'de ise tamamen firmanın kendisine ait olan RED adlı motor kullanılmış. Çevre kaplamaları ve karakter detayları o kadar başarılı ki, gerçekten muhteşem görünüyorlar. Ara karakterlere bile çok fazla özenilmiş. Bunların dışında ufak tefek grafiksel hatalarla karşılaşabiliyorsunuz ama pek göze batmıyorlar. Sonuç olarak The Witcher 2, hikayesiyle olduğu kadar, muhteşem grafikleriyle de göz dolduruyor.
Ses:
The Witcher 2'de sesler, diğer unsurlar kadar başarılı. Karakter seslendirmeleri karakterlere çok uygun. Özellikle baş karakterimiz Geralt'ın seslendirmesi çok iyi olmuş. Her karaktere çok özenildiği her halinden belli. Öte yandan ses efektleri de sinema filmlerini aratmıyor kesinlikle. Müziklere gelecek olursak, atmosfere uygun güzel tınılar, sizi o ana çok iyi adapte ediyor. Daha ilk andan itibaren müzikler, sizi oyunun gidişatına bağlayan en önemli unsurlardan biri oluyor. Oyunun geçtiği genel mekanlar, kasaba ve ormanlar. Buradaki sesler de tam oturmuş. Ormanlardaki cıvıltılar, kasabalara geçtiğinizde yerini uğultulara bırakıyor. Ayrıca kasabalarda gidip herhangi bir grup insanın konuşmalarına kulak verirseniz. gayet mantıklı ve doğal diyaloglar kurduklarını görebilirsiniz. Bu da zaten herkesin ayrı bir iş yaptığı kasabalardaki canlılığı daha da arttırmış.
Oynanabilirlik:
İlk oyunu oynayanlar, oynanıştaki değişik yapıyı bilirler. İster klavye-fare ikilisiyle, ister sadece fareyle karakteri kontrol ediyor ve heriki oynanış türünde de düşmanlara üzerlerine tıklayarak saldırıyorduk. Bu sistemi kullanarak risk alan ekip, gayet başarılı olmuştu. Ancak bu sistem 2. oyunda yerini bilindik bir sisteme bırakıyor. Yani normal klavye-fare ile ilerliyor ve sol fare tuşuyla hafif, sağ fare tuşuyla ağır kılıç savuruşları yapıyorsunuz. Düşmana imleçle tıklayarak saldırma olayı tamamen kaldırılmış. Ayrıca çok şaşıracaksınız ama bir Witcher olan Geralt büyü de yapabiliyor. Seçtiğiniz büyüleri "Q" tuşuyla düşmana savuruyorsunuz. Bu büyüler klasik ateş topları vs olduğu gibi, koruma sağlayan büyüler de olabiliyor. Bunlar dışında oyunda Geralt'ın sırtında iki tane kılıç bulunuyor. Bunlardan biri normal çelik kılıç, diğeriyse gümüş kılıç. Çelik kılıçla insan olan düşmanlara, gümüş kılıçla da insan dışı yaratıklara saldırıyorsunuz. Yalnız peşinen söyleyeyim oyun sizi bayağı bir zorlayacak. Öyle beş kişinin arasına bodoslama dalarsanız anında harcanıyorsunuz. Buralarda doğru büyü seçimi ve oyundaki dövüşlerde en büyük yardımcınız olacak olan yuvarlanma özelliği işinizi bir nebze kolaylaştırıyor. Ama bir nebze. Gayet geniş olan oyun alanında topladığınız bitkilerle kendinize çeşitli iksirler yapabiliyor, barlara gidip bilek güreşi oynayabiliyor, yumruk yumruğa dövüşlere katılabiliyor, zar oyunu oynayabiliyor yada bardaki kadınlarla para karşılığı cinsel ilişkiye girebiliyorsunuz. Konu buradan açılmışken, The Witcher 2, çok fazla çıplaklık ve cinsel içerik barındırıyor. Oyunu alırken bunu da gözönünde bulundurun lütfen. Ayrıca bir RPG oyunu olduğu için çok iyi İngilizce gerektiriyor. Verdiğiniz kararlar gidişatı ve oyunun sonunu değiştiriyor. Neticede oynanışı kolay olduğu gibi, mücadeleleri zor bir oyun var karşımızda.
Genel:
Oyunun geneline bakınca, zaten çok iyi olan ilk oyunun üzerine çok fazla şey katıldığını görüyoruz. Çok üst düzey grafikler, sürükleyici hikaye ve başlı başına Geralt'ıyla çok harika bir iş çıkartılmış. Daha 2. oyunları olmasına rağmen, sanki yılların Bioware'i gibi görünen CD Projekt ekibi, sektörde artık sağlam bir yer edindi. İlk oyunu sevdiyseniz bunu da seveceksiniz kesinlikle. İlk oyunu oynamamışsanız 2'yi oynarken fazla birşey kaybetmiş olmazsınız. Ama ufak bir araştırma ile oyundan alacağınız zevk artacaktır. İncelemenin sonunda diyeceğim son şey şu ki: The Witcher 2: Assassins of Kings, son zamanların en oynanması gereken oyunu.
Hikaye: 93/100
Grafik: 97/100
Ses: 92/100
Oynanabilirlik: 94/100
GENEL: 95/100
|