
Hemen ortak bir karara varalım: “FPS, oyun dünyasının neredeyse yarısını kaplar.” Bu konuda hemfikir miyiz? Tamamdır... Hal böyle olunca kalabalık bir listeyle karşı karşıya kalıyoruz ve dolayısıyla kriterler oluşturup seçim yapmamız giderek zorlaşıyor. Her oyunda olması gereken kriterleri bir kenara koyarsanız, seçeceğiniz FPS’nin “özgün” taraflarının olmasına odaklanacaksınız ve bu kriter üzerinden yolunuza devam edeceksiniz; çünkü buna mecbursunuz. Şimdi... Yeni bir FPS’yi taş çatlasa ne kadar özgün yapabilirsiniz? Önce bu sorunun cevabını bir düşünün, sonra da konuyu örneklendirmek adına harika bir projeye dalış yapalım. Hazırsak başlayalım mı?
Bulletstorm! Evet... Bu muhteşem proje, az önce bahsini ettiğimiz konunun örneği olarak boy gösteriyor. Detaylara girmeden önce projenin perde arkasına bir göz atalım isterseniz. Bulletstorm’un yapımcı koltuğunda, Painkiller serisinden hatırlayacağımız People Can Fly oturuyor. (Yaratıcı firma ismi konusunda bir bu firmayı, bir de Eat Sleep and Play’i tek geçerim!) Yalnız perde arkasında bir isim daha var. Cliff Bleszinski liderliğindeki Epic Games, oyunun yapım aşamasına bütün gücüyle destek veriyor. Electronic Arts ise oyunun dağıtımcılık göreviyle yükümlü. Böyle sağlam bir kadrodan boş bir oyun çıkması ihtimali nedir sizce? Tamam, böyle bir ihtimal hala var ama birazdan duyacaklarınız, o ihtimali çürütmeye yetecektir sanıyorum. Bu taraftan lütfen...
Grayson Hunt, "Federation" adlı askeri bir birliğin önemli silahlarındandır. Burun büyüklüğü müdür, yoksa dik kafalı tavırları yüzünden midir bilinmez, uzayın derinliklerine sürgün edilir. Hunt’ın kaderi, bütün bu olanlarla sınırlı kalmaz. Bir kaza sonucu gemisi, Stigya adlı bir gezegene düşer. Aslında şanslı bir düşüştür bu; çünkü Stigya, bütün doğal güzellikleri ve eğlence potansiyeliyle birlikte evrenin Las Vegas’ı olarak bilinmektedir. Ancak sebebi bilinmeyen bir felaket, bu cenneti cehenneme çevirmiştir. Ölen gezegen sakinlerinden kalanlar birer yaratığa dönüşmüştür, doğal güzelliklerse yerini vahşi bitkilere bırakmıştır. Sonuç olarak Hunt’ın cennete düşme sevinci, tahmin ettiğinden daha kısa süreli olmuştur ve tabii ki bunun sadece bir başlangıç olduğunun farkındadır.
Böyle bir hikayeyle açılış yapıyor Bulletstorm ve bizi yine post-apokaliptik bir dünyaya davet ediyor. Yalnız bu noktada diğer yandaşlarından ayırmak lazım bu dünyayı; çünkü kızıl renklerle bezenmiş, çoğunluğunu çöllerin ve verimsiz arazilerin oluşturduğu bir atmosferden ziyade, alabildiğine yeşil, mazisinde gerçek bir cennet olan ama sonradan yeşil bir cehenneme dönen bir dünyayla karşı karşıyayız. İşin garip tarafı, böylesi vahşi bir sahneyi daha da vahşileştirmek için orada bulunacağız. Durum o kadar ciddi boyutlarda olacak ki ne kadar vahşi olursak, o kadar kıymet göreceğiz. Tabii ki sergilediğimiz her vahşet sahnesi, kazanç olarak bize geri dönecek. Gökten kurşunlar yağacak, oluk oluk kan akacak, kollar bacaklar etrafa savrulacak ve tuhaf bir “kan senfonisi” çınlayacak kulaklarda.

Türkiye'deki FRP tutkunlarını bir araya getiren, Türkiye'nin fantastik kurgu ve FRP sitesi FRPNET'e ulaşmak için
Blizzard Entertainment'ın şaheseri StarCraft II için ülkemizde oluşturulan Türkiye StarCraft II Ligi'nin internet sitesine ulaşmak için
Türkiye'deki The Sims hayranlarının bir araya geldiği ve serinin oyunları hakkında paylaşımda bulunduklarını siteye girmek için
Türkiye'de Fantazya'nın tanıtılması için oluşturulmuş olan, LEVEL'ın da üyesi olduğu Türk Fantazya Birliği'nin sitesine girmek için
Yorumlar
Bu bir "zevk" meselesi aslına bakarsan. Kimi oynadığı oyunda gerçekçilik arar, kimi de fantastik öğeler -yani senin tabirinle "saçmalık"- arar. Dolayısıyla kişisel zevk unsuruna saygı duymaktan başka çaremiz yok :)