
Robotlarla aranız nasıl? Sever misiniz mekanik ses tonuyla konuşan, sağından solundan cızırtılar çıkararak yürüyen ve ancak sizin verebildiğiniz kadar zekaya sahip olan çöp tenekelerini? Benim aram küçüklüğümden beri iyi olmadı robotlarla. Hayatımda iki robot vardır sadece: Biri Voltran (Sahi, neden hala Voltran’ı konu eden bir oyun yok?), diğeri de Terminator’daki T-800; hani şu Arnold ağabeyimizin canlandırdığı robot... Küçükken oyuncak robotlara bile ısınamamıştım ki bana her zaman “yapay” geldi bu paslı tenekeler. Dolayısıyla şimdiye kadar içeriğinde bolca robot bulunduran hiçbir gelecek senaryosu da ilgimi çekemedi, şu dakikadan itibaren de çekeceğini sanmıyorum. Belki fikrim değişir diye Front Mission Evolved’a ilgim kabarmıştı ama sonuç maalesef yine değişmedi.
Square Enix’in yıllar önce başlattığı bir seri aslında Front Mission. Sıra tabanlı bir oyun olarak kendine has bir hayran kitlesine de sahip üstelik. Ancak seriyi bir kuşak öteye taşımak, hayran kitlesini de genişletmek adına girişilen bir çabanın sonucu olarak Front Mission Evolved kararı alınmış ve seri, bir TPS oyunu olarak evrim sürecine dahil edilmek istenmiş. Sonuç olarak da insana dikkat çeken bir serinin ismi kullanılarak “oynansa da olur, oynanmasa da” tarzında bir oyun çıkmış. Square Enix imzalı bir oyuna böyle ağır bir etiket yapıştırmak, inanın şu an benim de zoruma gidiyor ama eminim birazdan bahsedeceğim detaylardan sonra bana hak vereceksiniz. O zaman yavaştan detaylara girelim ve ne kadar umut vaat eden bir oyunla karşı karşıyayız, görelim.
Yıl 2171... İnsanoğlu teknolojik anlamda aşmış, gitmiş. Ortalıkta devasa robotlar kol geziyor ve hatta uzay boşluğuna uzanan asansörler görüyorsunuz. Evet... Dünyaya sığmamışız yine ve sonsuzluğun sınırlarını keşfetmeye koyulmuşuz. Bir anda global bir savaş patlak verir ve savaşın en sıcak anında kahramanımız Dylan Ramsey, bilim adamı sıfatına sahip olan babasını kurtarmak için bir sivil olarak bu savaşa dahil olur. Tanıdık bir şehirde geçiyor maceramız; New York dolaylarındayız yine. Savaşın bir sonucu olarak New York, kötü kalpli Wanzer’lar, yani Front Mission Evolved’un devasa robotları tarafından istila edilir. Eh, bundan sonrasını da tahmin edersiniz artık. Karşımızda irili ufaklı bir robot ordusu var ve bu robotların yarattığı felaketi ortadan kaldırmamız bekleniyor. Daha şimdiden klişe kokusu gelmeye başladı, değil mi?
Maceramıza kısa bir eğitim turuyla başlıyor ve böylece Wanzer’ımızın yeteneklerini öğreniyoruz. Devasa bir robot olarak oldukça ağır hareket ediyor Wanzer’ımız; ancak bu yavaşlığı anormal bir hıza çeviren bir “boost” yeteneği var. Silahlar bakımındansa oldukça zengin bir menüye sahibiz. Bir elimiz, devasa bir ağır makineli tüfek taşıyor. Diğer elimizse düşman Wanzer’ları tokatlamamıza yarıyor. Omuzlarımız da boş değil üstelik. Açılış aşamasında omuzlarımızdan birinde güdümlü füze fırlatan bir mekanizma var. Bu çerçevede düşmanlarımızla nasıl cebelleşeceğimizi kabaca öğreniyoruz ve eğitim aşamasının sonunda asıl hikayemiz başlıyor. Sevgili babamız tehlikede ve onu bir an önce zalim Wanzer’ların elinden kurtarmamız lazım.

Türkiye'deki FRP tutkunlarını bir araya getiren, Türkiye'nin fantastik kurgu ve FRP sitesi FRPNET'e ulaşmak için
Blizzard Entertainment'ın şaheseri StarCraft II için ülkemizde oluşturulan Türkiye StarCraft II Ligi'nin internet sitesine ulaşmak için
Türkiye'deki The Sims hayranlarının bir araya geldiği ve serinin oyunları hakkında paylaşımda bulunduklarını siteye girmek için
Türkiye'de Fantazya'nın tanıtılması için oluşturulmuş olan, LEVEL'ın da üyesi olduğu Türk Fantazya Birliği'nin sitesine girmek için
Yorumlar
bu tip oyunlar oyle kolay begenilmez
oncelikle rpg tarzı agır olmalı ,modifiye olmalı robatlar,transf ormers tarzı ama biraz da lost planet kokusu olmalı dev bosslara karsı mechler .bunu ben dusunuyorumda niye yapımcılar dusunmuyor.