
inFamous 2’yi ilk olarak Şubat ayında Londra’da yapımcılarıyla birlikte oynadım ve oyunun başından kalkamadım. Abartısız yarım gün boyunca elimden bırakamadım oyunu. Etraftaki arabaları X-Men’deki Magneto gibi savurabilmek, dilediğine elektrik çarpmak, alabildiğine açık bir dünyada özgürce hareket etmek zaten yeterince cazipken bir de GTA benzeri görevler yapabilmek üstüne kaymağı olmuştu benim için. Dev bir şehirde al istediğini tepele, çarp, yak, yık, yok et! Ya da yaralı yerde yatan birine yardım et! Elektrik tellerinin üzerinde sörf yapar gibi kaymak o kadar eğlenceliydi ki elimdeki kumandayı kimselere vermek istemedim. Beni inFamous 2’nin başından söküp SOCOM oynatmaya götürmek isteyen yetkililere yaramaz, asi çocuklar gibi isyan ettim. “Bırakın beni, inFamous 2 oynamak istiyorum.” diye haykırdım. Bu tutumum fayda etmeyince bu kez kaşlarımı hafif önden kaldırıp Küçük Emrah modunda “N’olur abi, ayırmayın beni oyunumdan abi.” dedim merhamet bekleyen bir ses tonuyla. Ama acımadılar bize, ayırdılar beni inFamous 2’mden!
Kaderin cilvesine bakın, inFamous 2’yle bir sonraki karşılaşmamız yine bir basın lansmanında oldu. Bu kez inFamous 2 Türkçe dublajlı olarak canlı kanlı önümüzdeydi. Sunumdan sonra yine yumuldum oyuna, çıkışta ise oyunu ofise getirdik. Sonunda benimdi, ama ofistekiler neredeyse bana bırakmayacaktı oyunu. Tuna inFamous 2’yi bana bırakın dedi, Emre oyunu çoktan açıp oynamaya başlamıştı bile. Şefik ise inFamous 2’yi özel şifreli kasasına saklamaya çalışıyordu. “Yeter, durun! O benim diye atıldım! O bizim kımetlimisss!” diyerek çıkardım gözlerimi ve alıp eve götürdüm oyunu! Yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara, sindire sindire oynadım. Oyunu hızlı hızlı bitirip mundar etmek istemedim, çünkü inFamous 2’den bahsediyoruz. Bu arada inFamous 2’yi beklerken PSN’in geri dönmesi şerefine ücretsiz olarak ilk inFamous oyununu da indirip hasret gideriyordum. Hem ikinci oyunla kıyaslamak açısından da iyi olacaktı. inFamous 2’nin başlangıcı aynı ilk oyundaki gibi, önce yukarıya bakıyoruz sonra sola bakıyoruz ve doğrudan aksiyonun içine dalıyoruz. İlk oyunda önce neyin ne olduğunu keşfetmeye çalışıyorduk. Sanki ilk oyun daha ağır bir tempoda ve daha hikaye odaklı başlıyor gibi geldi bana. Bir de ilk oyunda Cole boyut olarak daha küçük, grafikler de daha pikselli gibi göründü. Onun dışında inFamous 2’nin oynanış mekanizması ilk oyuna çok benziyor. Yapımcı firma Sucker Punch mekanikleri hemen hemen aynı bırakmış.
inFamous 2’nin hikayesi çok özetle ailesini sinir etmek için okulu bırakıp kuryelik yapmaya başlayan Cole’un elinde bir paketin patlamasıyla sahip olduğu insanüstü güçleri Beast’i durdurmak için kullanmasını konu alıyor. Empire City’yi yakıp yıkan Beast, yani Türkçesiyle Canavar, ABD’nin en kuzey doğusundan başlayıp geçtiği şehirleri yakıp yıkarak ABD’nin ortalarına doğru, güney bölgesinde bulunan New Marais şehrine doğru yol alıyor. Canavar, oyunun başında bulunduğumuz şehre 1500 mil uzaklıkta başlıyor. Süper kahramanımız Cole’da Canavar’ı durdurmak için elektrikten aldığı güçleri kullanarak kendine yeni silahlar geliştiriyor. Oyunun daha ilk başında gökdelenler boyunda bir insan formunda olan Canavar ile yüzleşiyoruz. Canavar etten kemikten değil, büsbütün volkanın lavlarından oluşmuş ve gözlerinin olması gerektiği yerde alevler var. Biz de oyunun başında Canavar’ın yanında karınca kadar kalmamıza rağmen ona elektrikler saçarak zarar verebiliyoruz. Bizden yana olan bir Lucy Kuo adlı ajan bir de Doktor Wolfe var.
inFamous 2’nin anlatım tarzı biraz Max Payne konseptinde ilerliyor. Hikaye örgüsü bir kitap derinliğinde olmasa da çizgi roman tadında gelişiyor. İlerledikçe ateş kız Nix’le tanışıyoruz. Nix’e uyup şehirdekilere kötülük etmek ya da polisle işbirliği yapıp kendimizi halka sevdirmek gibi envai çeşit yol ayrımları mevcut senaryo boyunca. Bir de Zekke isimli gözlüklü, göbekli bir tip var. Cole ile sıkı muhabbet kurmuş olmasına rağmen Cole bir ara Zekke’in kendini teşkilata satacağından şüphe ediyor. Teşkilat demişken, şehirde ucubeleri yok etmeye ant içmiş gibi görünen ama arka planda başka işler karıştıran bir teşkilat var. Biz diğer insanlardan farklı olduğumuz için bizi ucube, hatta şeytan ilan eden militanların lideri Josef Bertrand da teşkilatın başındaki isim. Bu herif politikacılar gibi mitingler düzenleyerek Elektrik Adam Cole McGrath’i, yani şahsımızı şeytan ilan ediyor. Halbuki tüm garezi daha evvel kendi için çalışan Doktor Wolfe’un taraf değiştirip bize yardım etmesi. Bu yüzden Doktor Wolfe teşkilat tarafından burada yumurtlamak istemediğim bir şekilde cezalandırılıyor ve ajan Kuo da kaçırılıyor. Ajan Kuo’yu teşkilatın elinden kurtardıktan sonra buz gibi güçlere kavuşan Kuo düşman tepeleme konusunda bize çok yardımı dokunuyor.

Türkiye'deki FRP tutkunlarını bir araya getiren, Türkiye'nin fantastik kurgu ve FRP sitesi FRPNET'e ulaşmak için
Blizzard Entertainment'ın şaheseri StarCraft II için ülkemizde oluşturulan Türkiye StarCraft II Ligi'nin internet sitesine ulaşmak için
Türkiye'deki The Sims hayranlarının bir araya geldiği ve serinin oyunları hakkında paylaşımda bulunduklarını siteye girmek için
Türkiye'de Fantazya'nın tanıtılması için oluşturulmuş olan, LEVEL'ın da üyesi olduğu Türk Fantazya Birliği'nin sitesine girmek için
Yorumlar
Oyunun Türkçesi baştan itibaren Türkçe başlıyor otomatik olarak. Muhtemelen sizdeki Türkçe değil.
En azından 5 almış. :D