
Otobüsle şehirlerarası yolculuğun gece yarısına denk geldiği ve benim halen ayık bir çift gözle dışarıyı izlediğim zamanlarında sadece otomobilin kocaman farlarının bir süreliğine aydınlanıp sonra tekrar zifiri karanlığın içinde kaybolan ağaçları pencereden izlemeyi ürkütücü bulmuşumdur. Öyle bir zifiri karanlıktır ki bu, ilk sıradaki ağaçlar, içinde kaybolup gittiği gölgelere gömülür kalır.
Bütün orman mutlak bir sessizliğin ve zifirin içinde mezar misali uğursuz görünür göze. Ve ben bütün miskinliğimle, otobüsün içinde, pencere kenarından kaptığım konforlu koltuğumda ve ayaklarımın altından püfür püfür sıcak hava üfleyen klimanın verdiği rahatlıkla, ukala bir şekilde yolun içinden geçer giderim. Ama kafamda hep aynı soru vardır: “Ya bu otobüsün farlarının bile ulaşamadığı ormanın derinliklerinde yalnız başıma kalsam, ne yaparım?”
Şefik “Ben şu oyunu bekliyorum.” deyip bana oyunun ismini söylediği anda aramızda bir aşk kıvılcımı çakmıştı. O an anlamıştım Xbox 360 almam gerektiğini. Alan Wake’i sevmenin birçok nedenini sayabilirim. Öncelikle yukarıdaki tekinsiz fanteziyi kafasında uğursuz bir kedi gibi dolandıran ben, oyun en çok böyle bir ormanda geçtiği için sinirlerimin tellerini gerdirdiğini düşündüm. Diğer nedense oyunda bariz bir şekilde Stephen King hayranı olan yazar Alan Wake’i canlandırmamızdı. Alan’ın yazar olması ve hikayeyi sanki onun yazdığı bir kitaptan okur gibi yaşamamız kurgulamaya ilginç bir hal katmış. Oyunda geçen bazı isimlerinse dikkatli zihinlere hemen King ustayı hatırlatmasıysa tatlı bir ayrıntı olmuş.
Dediğim gibi, oyunda yazmayı iki senedir bırakmış ünlü bir gerilim yazarı olan Alan’ı canlandırıyoruz. Karısı ile kafasını toplamak için kıyı şeridine komşu, huzurlu bir orman kasabasına yola çıkıyor. Fakat başına gelen birkaç olaydan sonra “huzurlu” kelimesinin bu kasaba için fazla lüks bir kavram olduğunu acı şekilde anlayan Wake, kaçış yolu için hayatını bahse atıyor. Kazanırsa ödülü, sevdiklerinin hayatta kalması olarak ona geri dönecek.

Türkiye'deki FRP tutkunlarını bir araya getiren, Türkiye'nin fantastik kurgu ve FRP sitesi FRPNET'e ulaşmak için
Blizzard Entertainment'ın şaheseri StarCraft II için ülkemizde oluşturulan Türkiye StarCraft II Ligi'nin internet sitesine ulaşmak için
Türkiye'deki The Sims hayranlarının bir araya geldiği ve serinin oyunları hakkında paylaşımda bulunduklarını siteye girmek için
Türkiye'de Fantazya'nın tanıtılması için oluşturulmuş olan, LEVEL'ın da üyesi olduğu Türk Fantazya Birliği'nin sitesine girmek için
Yorumlar
Yaklaşık 35 yıldır oyunlar yapılıyor. Onbinlerce oyunun arasında yüzlerce kült oyun var. Ama nedense bu 7. jenerasyon konsollar çıktığından beri ( ps3- xbox 360 ) oyunlara verilen puanlarda 90 lar 100 ler havada uçuşuyor. Ben bunu biraz, gözlerimizin hala bu yeni jenerasyona olan kayıtsız şartsız hayranlığı ve itaatkarlığına bağlıyorum. Allah aşkına, çakma bir holywood senaryosuna güzel görsel eklenmesi bir oyuna 95 vermeye yeter mi ! ???
10 yıl sonra bu oyunun eskimiş grafiklerine aynı gözler bakıp yine 95 verir mi çok merak ediyorum .
10 yıl sonra oynadığımda 70 puan bile vereceğimi sanmıyorum. Bu puanlar bence yüksek teknolojinin beğeni eşiğimize yaptığı bir perdelemenin mahsulü.
Hiç biri kelimesi hatalı olur bence. Hala Starcraft, Diablo, Baldur's Gate II gibi oyunlar 9 puan almayı şu zamanın oyunlarından çok hak ediyorlar.
Fakat gene de puan verirken eli sıkı davranmak daha mantıklı diye düşünüyorum. Çünkü kolay puan verince karşılaştırma yapmak eli sıkı olunca karşılaştırma yapmaktan daha zor oluyor.