Oyun Dünyasına Damga Vuranlar – 3. Bölüm

Yavaş yavaş kadro ciddileşmeye başladı ama hala sona erecek gibi değil. Bir çırpıda -sizden gelen tavsiyelerin de katkısıyla- bir beşli grup yaratmak zor olmuyor. Hazır yeri gelmişken, seride görmek istediklerinizi yorum olarak yazın lütfen. Bana da yardımcı olmuş olursunuz böylece.

Çok iddialı isimler var yine bu sefer. O kadar iddialılar ki her biri hakkında bilip bilmeden yanlış bir şey söylemeyeyim diye sağlam bir araştırma yaptım. Hikayeleri çok derin olduğu için destan yazmışlar resmen her birinin geçmişine. Eh, size de okumak kalıyor bu durumda. Artık yavaş yavaş perdeyi aralayalım ve konuklarımızı birer birer sahneye alalım. Karşınızda, oyun dünyasına damgasını vurmuş 5 isim daha! Keyifli okumalar…

CHRIS REDFIELD
“They didn’t move like any zombies I’ve ever seen.”

chris_redfield_by_jhonyhebert-d65i39a

Resident Evil karakterlerinin her birini ayrı severim ama Chris Redfield, serinin en başarılı oyunlarında yer aldı, Resident Evil 2 hariç… Orda da zaten kız kardeşi vardı ama o oyunda sadece adı geçti Chris’in. Kimdir bu abimiz, ona bakalım şimdi… Chris Redfield, hikayesinin en güncel haliyle, bizzat kurucu üyesi olduğu BSAA’nın (Bioterrorism Security Assessment Alliance) Özel Operasyonlar Ünitesi’nin kaptanı olarak karşımıza çıkıyor. Az önce de bahsi geçtiği gibi, Resident Evil 2’de tanıştığımız Claire Redfield’ın da büyük biraderi kendisi. Daha 17’lerinde USAF’a (United States Air Force) katılan genç asker, iyi bir pilot ve nişancı olarak yetişiyor. Komutanları tarafından boyun eğmez, yüksek adaptasyona sahip bir asker olarak nitelendirilmesine rağmen USAF’tan 23 – 24 yaşlarında ayrılıyor ve eski bir dostu olan Barry Burton’ın da tavsiyesiyle S.T.A.R.S. (Special Tactics and Rescue Service) bünyesine dahil oluyor. İlk görev aldığı takım da Alpha Team ve o takımın başında da yine tanıdık bir isim, Albert Wesker var. Hatta ve hatta hikayesinin ilerleyen aşamalarında sadık partneri Jill Valentine’la ilişkileri de böyle başlıyor. Raccoon City’de yaşanan tuhaf olayların araştırılması için gönderilen Bravo Team’den haber alınamadığı için Alpha Team’in olay yerine gönderilmesi va Arklay Mountains’daki o malikanede yaşananlar, Chris’in asıl hayat hikayesinin giriş sahnelerinden oluşuyor. Ama burada bitirmemiz lazım, çünkü sırada diğer karakterler de var.

CAPTAIN PRICE
“Right…what the hell kind of name is “Soap”, eh?”

Modern_Warfare_Captain_Price

Captain Price’ı Call of Duty 4: Modern Warfare’dan tanıyoruz tabii ki ama hikayenin öncesi, orada yaşanan olaylardan 15 yıl öncesine, 1996 yılına doğru gidiyor. John Price, o yıllarda 22. SAS Regiment’ta Lieutenant (Teğmen) olarak görevli ve komutanı da yine tanıdık bir isim, Captain McMillan. Bu iki önemli isim, birlikte Ukrayna’da Pripyat’a (Chernobil Faciası ile ünlü ve bu yüzden boşaltılmış bir şehir.) gönderiliyor ve amaçları da malum, silah taciri Imran Zakhaev’i indirmek. Price, operasyonun son aşamasında Zakhaev’i bir M82 nişancı tüfeğiyle indiriyor, daha doğrusu indirdiğini sanıyor zira Zakhaev, olaydan sol kolunu kaybederek kurtuluyor. Olayın akabinde Price ve McMillan, Zakhaev’in askerleri tarafından sarılıyorlar ve herşeyin sonunda McMillan, bir helikopterin altında kalarak sakatlanıyor. Price, Mcmillan’ı çıkartma noktasına kadar taşıyor ve burada yaşanan yoğun çatışmadan sağ çıkarak birer kahraman oluyorlar. Hikaye Modern Warfare sularına yanaştığı zaman, o asıl tanıdığımız Price çıkıyor sahneye, yani Captain Price, İngiliz SAS komandolarının ve Bravo Team’in komutanı, namı diğer Bravo Six… Captain Price, ağzında purosu, kafasında boonie şapkası ve genelde tercihi olan M4A1 tüfeğiyle marjinal bir tavır sergiler. Özellikle Modern Warfare’daki duruşuysa onu tüm serideki belki de en özgün karakter olarak zirveye taşır.

EZIO AUDITORE DA FIRENZE
“Nothing is true, everything is permitted…”

ezio_auditore_da_firenze_by_mysticsoul92-d33wzmw

Assassin’s Creed serisinin tartışmasız en gözde karakteri, Ezio’dur. Onu önemli yapan da kaşı gözü değil tabii ki. Seriye ikinci oyunda katılan Ezio’nun derin hikayesi, onu gözde yapan en kritik nokta. 24 Haziran 1954, Floransa doğumlu Ezio. Auditore soyadı soylu bir aileden geliyor ve bu ailenin başında da Giovanni ve Maria Auditore var. Varlıklı bir aileden olmanın verdiği rahatlıkla ergenlik dönemlerine kadar rahat içinde yaşıyor Ezio. Yediği önünde, yemediği arkasında hesabı… Biraz da çapkın. Ailesinin aslında Assasin’lere mensup olduğunu öğrendiği sahneyse içler acısı. Ezio bir gün eve geldiğinde (Palazzo Auditore) annesi ve kız kardeşini saklanırlarken bulur. Babası ve erkek kardeşleri şehir muhafızları tarafından tutuklanmaları için götürülmüştür. Bunu öğrenir öğrenmez harekete geçer ve babasının tutulduğu hapisanenin (Palazzo della Signoria) en üstündeki hücreye tırmanır. Babası ona evlerindeki ofisinde duran bir sandığı bulmasını söyler ve bir de kendisinin ve erkek kardeşlerinin masum olduklarını kanıtlayacak bir mektup verir. Ezio, sandıkta duran Assasin kıyafetini gördüğünde tüm gerçeği anlar ama babasının verdiği mektup bile serbest bırakılmalarına yetmeyecektir. Babası ve kardeşlerinin gözlerinin önünde, şehir meydanında asılmalarına şahit olur Ezio ve artık bundan sonrasında hayatına bir Assassin olarak devam edecektir.

PRINCE OF PERSIA
“I am… the architecht of my own destruction.”

6976280-prince-of-persia

Prince of Persia serisi, bir masal havasında olduğu için belirli bir tarihte geçmiyor. Öyle ki sayın prensimizin bir ismi bile yok. Muhtemelen var ama kimse ona ismiyle hitap etmiyor. Prince küçük yaşlarda haylazlığa ve kılıç ustalığına merak salmış ve babası Kral Sharaman savaştayken, o da abisi Malik’le sürekli kılıç ustalığı üzerine çalışırmış. Kılıçtaki ustalığının yanı sıra, iyi kalpli olmasıyla da tanınıyormuş. Babil’deki sarayda refah içinde yaşamak varken, o halkın içine karışır, onlarla konuşurmuş. Çevik ve akrobatik bir yapıya sahip olması sayesinde saray ve şehir arasında damdan dama atlayarak yol alırmış. Prince’in asıl hikayesi, ilk oyun Sands of Time’la hikayesi başlayan Dagger of Time’ı ele geçirmesiyle başlar. Maharajah’nın Veziri, Kral Sharaman’a eğer ele geçireceği hazinedeki tek bir hançeri kendisine verirse, kendi kralına, yani bizzat Hindistan Kralı’na ihanet edeceğini söyler. Bunun üzerine kral Hindistan’a saldırır ve şehri aldığı gibi hazineyi de ele geçirir. Bu savaşa kralın yanında Prince de eşlik etmiştir ve Vezir’in korkunç planlarını sezerek Dagger of Time’ı almasına izin vermez. Prince’i konu eden bütün seri, bu hançer üzerinden şekilleniyor ve tabii her oyunda bambaşka bir hikayeyle karşımıza çıkıyor. Bence oynamadıysanız bir şekilde bu hikayenin tadına bakmalısınız.

ILLIDAN STORMRAGE
“You are not prepared!”

illidan_stormrage_2_by_sandara-d5f7or9

Arthas’ı kadroya aldıktan sonra Illidan’ı da almamak hata olurdu… Illidan, Arthas gibi WoW destanına kendine ait bir genişleme paketiyle konuk oldu ki son pakette de yeniden ortaya çıkacak gibi görünüyor. Illidan’ın acıklı bir hikayesi var. Bir Night Elf olarak dünyaya gelmiştir ve Highborne büyüsünü kullanmaktadır ama ikiz kardeşi Malfurion gibi Druid büyülerine merak salmıştır. Bir yandan da karanlık gücün kulağındaki fısıltılarını dinlemektedir. İki kardeş aynı kadına, yani Tyrande’a aşıktır ama Tyrande’ın Malfurion’u tercih etmesi, Illidan’ı tek yaslandığı bahanesine doğru sürükleyecektir: İhanet! Azeroth’un Sargeras ve Burning Legion tarafından işgal edilmesi, Azshara’nın ihaneti, Malfurion’un savaşı kazanamayacaklarını anladığı zaman Well of Eternity’i yok etmeye karar vermesi, Illidan’ın üstün güçlerini bu kuyudan aldığı için bu karara karşı çıkarak Sargeras’ın tarafına geçmesi, kuyudan birkaç şişe su alarak saklaması, savaşın sonunda olan patlama ve Illidan’ın Hyjal Dağı’na kaçarak kuyudan aldığı suyu buradaki göle dökmesi… Malfurion, Illidan’ı tüm bu olan bitenin sonunda yakalayarak tam 10.000 yıl boyunca ışıksız bir hapishaneye kapatır ve bu sürede kehribar gözlerini de kaybeder. 10.000 yıl sonra Tyrande, onu Legion’a karşı kullanmak için serbest bırakacaktır ve Illidan Stormrage, ihanetin intikamı için bir kez daha sahneye çıkacaktır.

Ertekin Bayındır

4 Yorum Eklenmiş

Tartışmaya katıl
  1. Mehmet 1 year ago | Cevapla
    Kratosun olması lazım burada(god of war)
  2. Bahadır 1 year ago | Cevapla
    Prince of Persia yeni bir oyun çağının başlangıcıydı. Unutmamanıza sevindim.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

Konsol oyunlarına Plantronics’ten iki yeni oyuncu! https://t.co/5cDsg1OQvb https://t.co/N1Wc9O11Ai
Sanatsal yapıdaki oyun Memoranda’nın çıkış tarihi duyruldu! https://t.co/xQjkEO1XDr https://t.co/Cx02iRGgil

Flickr