Bir Oyuncunun Hatıra Defteri: Silent Hill

“At first, I thought I was losing my mind. But now I know I’m not. It’s not me, this whole town. It’s being invaded by the Otherworld.” – Harry Mason

Silent Hill denince şöyle bir kımıldanırım, huzursuz olurum… Sebebi oyunun bir korku oyunu olması olarak görünebilir ama daha derin duygular da var işin içinde. İlk Playstation’ımı aldıktan sonra oynanacak o kadar çok oyun çıkmıştı ki karşıma, hangisini oynayacağımı şaşırmıştım. Aslında o zamanlarda oyun dediğin kolay kolay bulunmadığı için beğendiğim bir oyuna saplanıp kalırdım. Bir oyunu kısa sürede bitirmek gibi bir şey de olmadığı için oynadığım oyunları benimserdim resmen. Suyu çıkana kadar bitmezdi o serüvenler.

Silent Hill, Playstation mazimin neresine sıkıştı, onu pek hatırlamıyorum. Üniversite yıllarımdı ama yurt sınırlarından bağımsızlığımı kazanmıştım sanırım. Hatırladığım ilk şey, oyunu ilk defa açtığım zaman hisettiğim o yoğun tedirginlik ve ardından “Şimdilik kalsın bu, gerilmenin alemi yok.” diyerek koskoca Silent Hill’ı başka bir bahara bırakmamdı. Tabii elde avuçta oynayacak pek oyun kalmayınca ne oldu? Silent Hill ve ben kaldık baş başa…

silent_hill_1_wallpaper_by_jezzy54-d32pvrd

Silent Hill’ı oynayanların o huzursuzluğu yeniden yaşamaları, oynamayanların da neyi kaçırmış olduklarını görebilmeleri açısından, oyunun o muhteşem açılış sahnesini anlatmak istiyorum size. Harry Mason, serinin önemli isimlerinden biri, baş karakterimiz… Açılış videosunda Harry ve eşi Jodie’nin bir yol kenarında evlatlık kızları Cheryl’ı bulmalarına tanık oluyoruz. Arka fonda Akira Yamaoka’nın o muhteşem, insanı gerim gerim geren ezgileri eşlik ediyor bize. Videoda o an bahsedilmemiş olsa da Harry, eşi Jodie’yi kaybediyor ve Cheryl’ı tek başına büyütmek zorunda kalıyor.

Harry bir gün Cheryl’la birlikte karanlık bir yolda sakin sessiz otomobilini kullanırken, aniden karşısına bir kız çocuğu çıkıyor ve kıza çarpmayayım derken aracın kontrolünü kaybederek büyük bir kazaya sebep oluyor. Kendine geldiği zaman, Cheryl’ın arabada olmadığını fark ederek dışarı çıkıyor. O an sis perdesinin arasından, uzaklarda bir kız çocuğu olduğunu fark ediyor. Çocuğun Cheryl olduğunu düşünerek peşinden koşuyor ama o koştukça çocuk da kaçıyor. Bir köşe, sonra bir köşe daha…

silent-hill-school-door

Ortamda o kadar yoğun bir sis var ki göz gözü görmüyor… Harry’nin yolu, sonunda tel örgülerle kapalı daracık bir alanda son buluyor. Tam o anda, ortam bir anda gerginleşiyor ve küçük bir çocuk boyutlarında birkaç ucube çıkıyor ortaya. Ne olduğunu anlamaya çalışırken kaçmayı deniyorsunuz ilk olarak ama nafile, girdiğiniz kapı kilitlenmiş bile… Elinizde dövüşmek için hiçbir şey olmadığından çaresizce debeleniyorsunuz o daracık alanda. Derken, ölüyorsunuz… O tanıdık yazı beliriyor ekranda: “You Died”

Muhtemelen, bu sahneden sonra alık alık bakmışımdır ekrana. (Surat ifademi gerçekten çok merak ediyorum.) Yanlış bir şey yaptığım için ölmüş olmalıydım orada. Ama öyle değildi… Oyun daha yeni başlıyordu ve Harry Mason, kaza sonrasında bir yol kenarı kafeteryasında gözünü açmıştı. Hayatım boyunca oynadığım hikaye bazlı oyunlardan çok az sayıda etkileyici giriş sahnesi hatırlarım. Bu sahne, onların “ilk” olanıydı işte.

Silent Hill’a ait çok fazla anı var aklımda. O bir türlü bitmeyen sis tabakasında yolumu bulmaya çalışmam, bir yerlerden bir şeylerin yaklaşmakta olduğunu rahatsız edici cızırtılarla bana haber eden o radyo, silah ve mermiler kısıtlı sayıda olduğu için o demir boruya muhtaç kalmam, o okulun kapısından içeri ilk adım atışım, o hastane, o hemşireler… Ayrıca oynadığım, alternatif sonu olan ilk oyundu Silent Hill ve ben tabii ki ilk olarak kötü sonu görmüştüm. Daha sonra birileri bana oyunun farklı sonları da olduğunu söylediğinde “Nasıl ya!?” diyerek bütün hikayeyi en başından, ıncık cıncık ilerleyerek oynadığımı çok net hatırlıyorum.

EPSXe_2011-01-05_19-29-19-75

Her serinin genelde ilk üç oyunu başarılı olur ya, Silent Hill’ın da ilk üç oyunu olaydır bana göre, gerisi bildiğin tutmuş bir hikayeyi sündürme girişimidir. Hele ki o ikinci oyun… Bu ilk üç oyunu oynadınız mı bilmiyorum ama oyun tarihinde o kadar net bir yeri vardır ki bu serinin, oynamayan anlayamaz bu netliği. Silent Hill’ın kendine has, hatta onu bizzat kendi tarzından bile ayıran apayrı bir olayı vardır, onu bir kült yapan şeydir bu. Fırsatınız varsa oturun oynayın bu muazzam eseri. Yalnız, grafik kalitesi vs. diye burun kıvırmak yok! Zaten kendinizi olaya kaptırabilirseniz, ilk birkaç saatten sonra o takıntılardan eser kalmaz, sanmıyorum.

Ertekin Bayındır

3 Yorum Eklenmiş

Tartışmaya katıl
  1. Kenan 2 years ago | Cevapla
    1'i ve 3'ü bitirdim. 2'yi bitirmek nasıp olmadı. Yarısında falan saveleri kaybettim. Tekrar oynamaya erindim. Belki onca yıldan sonra baştan başlayıp bitirebilirim.
  2. Alp 2 years ago | Cevapla
    Silent Hill bir yana, Silent Hill 2 tam bir efsanedir. Bu zamana kadar ikinci oyunun film uyarlamasını da bekledik ama ses seda yok :(

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

Xbox One X, Dünya ile aynı anda Türkiye’de! https://t.co/rIxpcQK05D https://t.co/YEVXq5qO9l
Eski günlerden kalma yapısı ve ilginç konsepti ile dikkat çeken bir yapım olan Press X to Not Die'ı inceledik.… https://t.co/KtniBKC7vh

Flickr