Bir Oyuncunun Hatıra Defteri: Street Fighter 2

Adını duyunca bile heyecanlandığımın oyunu… Konu hatıralar olunca, atari salonlarının ve o güzide mekanlardaki oyunların en az birkaçına yer vermek gerekiyor. Hal böyle olunca da baş köşede Street Fighter’ın yer alması lazım tabii. Aslında tam burada bir düzeltme yapmak lazım zira her Street Fighter hayranının ilk oyunu, Street Fighter 2’dir. Asıl, yani ilk Street Fighter ise neredeyse oynanamayacak kadar kötü bir oyundur ama kimse de merak etmez, nedir, nerededir bu ilk oyun diye… Konumuz tabii ki o ilk oyun değil, Street Fighter destanının başlangıcı olan o ikinci oyun, yani Street Fighter 2: World Warrior. Ve akabinde gelen Street Fighter 2: Champion Edition.

İlk “Atari Salonu” konseptiyle karşılaşmam biraz tuhaf oldu. Bu arada, artık sağır sultan bile biliyordur ama şu bizdeki “video oyunu”na karşılık gelen “Atari” kelimesini biraz açmak lazım. Kim nerden görüp dilimize yapıştırdı bunu bilemiyorum ama bildiğiniz gibi Atari, bir oyun yapım firmasıdır. “Atari Salonu” ismi de buradan türemiştir ki her ne kadar yanlış bir isim olsa da bu salonlara başka bir isimle de hitap edemiyorduk ilginç bir şekilde. “Oyun Salonu” desen, ne oyunu? “Arcade Salonu” desen, zorlama ve samimiyeti ayaklar altına alan bir isim… O yüzden hala bana Atari Salonu demek en doğru tercihmiş gibi geliyor.

03

Ne diyordum? İlk Atari Salonu konseptiyle tanışmam… Artık ağızlarda gevşeyen, eskiden çocukların sokaklarda oynadıkları için şanslı olduğu o dönemlerden bir gün, iki mahalle arkadaşımın konuşmasına kulak misafiri olmuştum. “Atari” diyorlardı ve bir salondan bahsediyorlardı. Düşünün ki o zamana kadar öyle bir şey görmemişsiniz ki hayal etmeniz mümkün bile değil. Takıldım peşlerine ve gittim o salona. Salonun ismi Atlantis. İsmi koyan adam bambaşka, fantastik bir diyara istemeden atıfta bulunmuş ama ben hakikaten bambaşka bir diyara girmiştim o gün. Commodore 64 oyunlarıyla donatılmış bir salon, jetonla ve hakların bitince oyunun bittiği bir sistem olmadığı için süre usulü çalışan bir sistem. Süre bitmeye yakın gelen o cılız sinyal sesi… Yanlış hatırlamıyorsam bir oyun, bir jetonla toplam 5 dakika falan oynanabiliyordu.

Orada sayısız günlerim geçmiştir muhtemelen ama yine o salonda iki elemanın konuşması dikkatimi çekmişti. (Sürekli gizli gizli milleti dinliyormuşum ben de koca karılar gibi.) Bir başka salondan bahsediyorlardı ve biri öbürünü oraya götürecekti. Hafiye gibi takıldım peşlerine ve başka bir salona adım attık. Aman Allah’ım, başka bir cennet! Üstelik burada Commodore 64 oyunlarını ezip geçen, direkt olarak o salonlar için üretilmiş oyunlar vardı. Shinobi, Robocop, Double Dragon, Pit Fighter, Vigilante… Ama şöyle de bir gerçek vardı, piyasada hala bir Street Fighter 2 yoktu.

04

Street Fighter 2 ilk çıktığında, sadece bir atari salonunda gördüm onu. (Ya da ben öyle hatırlıyorum.) O gün oraya gittiğimde bütün salon tek bir oyunun başına üşüşmüştü ve Chun Li’nin o ciyak ciyak sesi yankılanıyordu ortalıkta, çok net hatırlıyorum. Oyuna şöyle bir baktım ve direkt burun kıvırdım, neden bilmiyorum. Benim müptelası olduğum bir Final Fight vardı o zamanlar ve cebimdeki 2 jetonu yeni çıkmış bir oyuna harcayamazdım. Ne zaman ki Street Fighter her Atari Salonu’nda makinaların yarısını işgal etmeye başladı, o zaman merak saldım ben de ona. İlk göz ağrım da tabii ki Ryu oldu. Jetonlar kıymetli olduğu için oynayanları epey bir süre izledim, yakın arkadaşlarımdan yardım aldım, taktikleri kaptım. Beni cesaretlendiren de ilk rakibimin Zangief olmasıydı ki o meşhur “olduğun yerde zıpla ve büyük tekmeye bas” taktiğini hatırlayanlar, beni çok iyi anlayacaktır.

Böylece başladı bende Street Fighter hayranlığı ki Street Fighter 2: Championship Edition’la da tavan yaptı ama bu sefer favori karakterim Ken oldu. Neden? Çünkü o meşhur “dörtlü combo”yu hızı sayesinde sadece Ken yedirebiliyordu zira Ryu’nun son vuruşu olan Shoryuken’i boşa çıkıyordu. Ken’in hız avantajları umrumda değildi, sadece bu detay yetmişti bana. Sonra Guile geldi… Ne zevk alırdım onunla oynamaktan… Sonic Boom (Namı diğer “Alex pu!”) kombosu, o zamanki tanımıyla “jilet” dörtlüsü… Ryu ve Ken’le sırf zevkine oynarken, rakiplerimi bezdirmek için Guile’ı tercih ederdim. Hani tam tek başınıza takılırken biri sinsice gelip önce sizi kısaca bir süzer, sonra da karşınıza jeton atar ya? Beni Ken’le yakaladıkları zaman dayak yeme yüzdem yüksek olabiliyordu ama ikinci jetonu atıp Guile’ı seçersem, madalyonun diğer yüzü ortaya çıkıyordu. Çok canlar yandı böyle, çok… Bu arada, yıllarca “Gayl” diye telafuz ettik bu adı da ama “Culi” diye okunuyormuş Guile ya, olaya bak…

02

Street Fighter 2’nin üzerinden nice oyunlar geçse de beni kendine çeken sadece Alpha serisi oldu; hatta serinin sadece ilk oyunu dersem yalan olmaz. Bu büyük destanın temsilcisi olan dördüncü oyun da her ne kadar benim gözümde hala “gelmiş geçmiş en iyi dövüş oyunu” olsa da kendisiyle çok fazla ilgilenemedim. Bunun sebebini PS3’teki gecikme problemine ve adam akıllı bir Arcade Stick sahibi olamamama bağlıyorum. O lanet aparatı memleketin hiçbir yerinde satmıyorlar arkadaş, böyle bir yoksunluk olabilir mi ya? Yurt dışından getirtmeye kalk, en ucuzu bile ateş pahası. Ama Street Fighter 5’in çıkışıyla birlikte yapacağım ilk iş, ne yapıp edip bir Arcade Stick satın almak olacak. O oyuna ilk zamanlarıyla birlikte başlayıp ustalaşmak istiyorum. O yüzden de Street Fighter 5’in çıkış tarihini iple çekiyorum. Tabii Street Fighter 5’in bir hayal kırıklığı olarak oyun mezarlığına gömülmemesi lazım öncelikle. Umarım böyle bir şey olmaz da o eski günlere tekrar dönerim. Bakalım, göreceğiz…

Ertekin Bayındır

1 Yorum Eklenmiş

Tartışmaya katıl
  1. berk131415 1 year ago | Cevapla
    Street Fighter 2 nin havası cok başka ondan başka oyunlardan tat alamamanızı anlıyorum, ama 3rd strike denemenizi öneririm babayiğit biraz orda belli oluyor.Parry sistemi ile eski üstten tekme alttan tekme noob taktikleri işlemiyor^^.Bende merakla SF5 bekliyorum hayırlısı bakalım.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

AMD’nin RX Vega ekran kartları satışa sunuldu! https://t.co/fKgY3iFa7c https://t.co/vWllrd3lI4
Yeni BattleTech'in yapımcısı işleri aceleye getirmeme kararı aldı... https://t.co/ZmfrgTChax https://t.co/BC8rKL4Sk7

Flickr