Cepheden Hikayeler – Bölüm 1: Gri Hayalet

Seneler önce, sizler gibi bir LEVEL okuruyken en sevdiğim köşelerden biri sevgili Ozan Simitçiler’in Şafak Devriyesi idi. Sanıyorum 2000 yılının başındaki tasarım değişikliğinde ilk kurbanlardan biri o köşe olmuştu ve ben, mektuplar yazıp ortalığı velveleye vermek üzerine biraz düşündükten sonra, kendime bir çay demleyip yerime oturmuştum.

Neticede, savaş tarihi ve oyunlar aynı bünyenin ilgi alanı arasında yer alıyorsa, hikayelerin birikmesi ve birbiriyle çakışması da kaçınılmaz oluyor, takdir edersiniz ki.

Haliyle, geçtiğimiz yılın başında LEVEL’ı yenilerken aklımıza gelen köşelerden birisi de Şafak Devriyesi tadı verecek, oyunlarda gezdiğimiz mekanlar ile gerçek hayattaki hikayeleri birbirine harmanlayacak bir bölümdü. Düşündük ve dedik ki “Sadece 114 sayfamız var, istediğimiz kadar yer ayıramayacağız, LEVEL Online üzerinden yapalım”.

Erteleye erteleye bu akşama geldik.

İlk başta düşündüğümün aksine, hikayeleri birbirine katmak o kadar da cazip gelmiyor artık. İlk bölüm için CV-6 Enterprise’ın hikayesini seçmem de bunda bir etken olabilir. Zira World of Warships’in en pahalı premium gemilerinden biri olarak oyunculara sunulan ve aslında hiç de “overpowered” olmayan bu geminin neden bir “koleksiyon nesnesi” olduğunu anlatabilmek için, onun savaştaki yeri üzerinde biraz uzunca konuşmak gerekiyor.

Gri Hayalet: CV-6 Enterprise

Savaş tarihiyle alakalı olmasanız bile Enterprise ismine hayatınızın bir döneminde denk gelmemiş olmanız imkansız. Zira 1960’lı yıllardan beri hayatımızda olan Star Trek serisinin baş rolünde yer alan geminin adı olarak (Ülkemizde Atılgan!) belleğinize yerleştiğini tahmin ediyorum. Amerikalıların isim yapmış gemilerini emekli ettikten sonra bile yeni ürettiği gemilere aynı ismi verme alışkanlığını düşünürsek, İkinci Dünya Savaşı’nın en fazla savaş madalyası kazanmış gemisinin (20 Savaş Yıldızı) isminin uzay çağında da yaşıyor olma ihtimali gayet mantıklı geliyor.

CV-6, donanma kodundan da anlayabileceğiniz gibi ABD’nin altıncı uçak gemisi ve Yorktown sınıfı üç kardeş gemiden birisi olarak 1934 yılında kızağa konuldu. Yorktown sınıfı; USS Langley gibi kargo gemisinden bozma bir uçak gemisi ile yola çıkan Amerikalıların, Washington anlaşması sebebiyle üretimine devam edilemeyen Battlecruiser’lardan çevrilen Lexington sınıfı iki gemi ve nihayet gerçek bir uçak gemisi olan USS Ranger ile edindiği tecrübelerin ışığında ortaya çıkmıştı. 270 metre uzunluğunda ve 25.000 ton ağırlığındaki USS Enterprise’ı (aynı sınıfa ve döneme ait olmasalar da) şu anda kızağa konulan ilk hafif uçak gemimiz TCG Anadolu ile kıyaslayabiliriz cüsse olarak. (TCG Anadolu: 232 metre, 28.000 ton)

Enterprise toplamda 98 uçak taşıyabiliyor ki bundan iyisi can sağlığı.

Ne demiştik, Enterprise ve kardeşleri, diğer beş gemiden öğrenilen derslerin sonucunda ortaya çıkan gemilerdi. Öncelikle USS Ranger‘ın tehlikeli sınırlarda gezen yatay stabilite performansı ve neredeyse tereyağından yapılmış denilebilecek zırhı konusunda öğrenilenler, Enterprise, Yorktown ve Hornet’ın tasarımına direkt etki etmişti. Her ne kadar gemilerin 30 knot hıza sahip olma gerekliliği yüzünden zırh konusunda pek ilerleme kat edilemediyse de, her üç gemi de son derece etkili uçaksavar silahları ve torpido bulge’ları ile donatıldı.

Enterprise toplam 10 sene süren kariyeri boyunca İkinci Dünya Savaşı’nın pasifikte geçen hemen tüm aşamalarına, bir şekilde katıldı ve katkıda bulundu. Bu süre zarfında hakkındaki hikayeler ve efsaneler de aldı başını gitti.

Big E ile tanışma…

Aslında her şey Pearl Harbor saldırısının yapıldığı gün başladı zira Japonlar limana saldırdığında Enterprise Pearl Harbor’dan ayrılalı çok olmamıştı ve savaş süresince yanında olacak şans meleği de ilk defa o gün omuzuna kondu…

Öyle ki, saldırıdan sonra gemi Pearl Harbor’a döndüğünde limandaki yangınların çoğu söndürülmemiş ve gemilerdeki kurtarma çalışmaları da henüz sona ermemişti. Burada gemi mürettebatı ilk büyük başarısını gösterdi ve gemi, normalde 24 saat süren ikmal ve tamir sürecini sadece 7 saatte tamamlayarak yeniden denize açıldı. Hemen ardından da Japon donanmasına ait bir denizaltıyı batırarak bunu başaran (USS Ward’un Pearl Harbor’da cüce denizaltıyı batırdığı henüz kanıtlanamamıştı.) ilk Amerikan savaş gemisi oldu.

Bu F6F Hellcat için iniş pek de yolunda gitmemiş…

Birkaç ay sonra kardeş gemisi USS Hornet’tan havalanan B-25 uçakları tarihte “Doolittle Raid” olarak bilinen ve Japonlara “evet, biz de tehlikedeyiz” dedirten ilk saldırıyı yaptığında, görev gücünde Enterprise da vardı.

Bu noktadan sonra hikayeler, kan-ter-gözyaşı eksenindeki kahramanlıklar aldı yürüdü. Gemi, Midway zaferinin hemen peşinden Solomon adalarının doğusunda dört direkt bomba isabeti alıp 74 askerini kaybettiyse de, başarılı hasar tespit yönetimi sayesinde bir şekilde su üstünde tutulup Hawaii’ye kaçmayı başardı. Mürettebat, dört ay süren tamirlerin hemen ardından Hornet’a katılmak için denize açıldığında çok daha büyük bir sınav vereceğinin de muhtemelen henüz farkında değildi…

Enterprise’ın yolu uzun, önündeki engeller çetindi.

Enterprise yoğun düşman ateş altında… Bu saldırı esnasında asansörün tonlarca ağırlıktaki mekanizması onlarca metre yukarı fırladı.

Pasifikte tek başına…

Santa Cruz adaları muharebesi sırasında Hornet kaybedilirken, Enterprise iki direkt bomba isabeti almış ve 44 askerini daha kaybetmişti. Gemi bir şekilde su üstünde tutundu tutunmasına ancak Midway zaferinin hemen öncesinde Lexington, sonrasında ise Hornet ve Yorktown‘ın kaybedilmesi, Enterprise’ı koca Pasifikte Japonlara karşı kullanılabilen tek faal uçak gemisi olarak bıraktı.

Pişmiş tavuğun başına gelmeyen Amerikan uçak gemisi filosunun başına gelmiş, üretim hattındaki Essex sınıfı gemilerin eksik de olsa savaşa yetişmesi için saçlar süpürge edilmişti. Bu dönemde işlerin daha da kötüleşmemesinin tek sebebi ise Japon uçak gemisi filosunun durumunun daha da feci olmasından başka bir şey değildi.

Enterprise yaralıydı ve sızdıran yakıt tankları, kullanılmaz hale gelen bazı uçaksavar silahları ve asansörlerindeki binbir türlü sorunla baş başa kalmış, tamire vakit olmadığından her şey geceden sabaha derme çatma ve bir o kadar da nafile çabalarla halledilmeye çalışılmıştı. Gemi sıradaki savaş için yola çıktığında halen tamirler devam ediyor, güverteyi yeniden “kalkılabilir” hale getirmek için askerler çalışıyor ve olmazsa olmazlar listesinde olan mevcut üç yük asansöründen sadece iki tanesi aktif olarak kullanılabiliyordu.

Bu süre zarfında Japonlar tam üç kez Enterprise’ın batırıldığını duyurdu ve her seferinde kendisini tekrar karşılarında gördüler. Gri hayalet Enterprise, hacıyatmaz gibi doğrulup savaşmaya devam etti.

Enterprise aldığı onlarca hasara rağmen savaş meydanından nadiren çekildi…

Nihayet, 1943 yazına doğru Essex ve Independence sınıfı yeni uçak gemileri hizmete girdiğinde Enterprise tatile çıkma fırsatı buldu. Üsse dönen geminin uçaksavar topları 40mm’lik daha etkili silahlarla değiştirildi, irili ufaklı onlarca hasarı onarıldı ve gemi gece operasyonlarında kullanılacak şekilde, yeni radar sistemleriyle donatıldı.

1945 Mayıs ayında savaşın son günleri yaklaşmışken ve Okinawa’nın işgaline yardım ediyorken bir kamikaze kendisini savaş dışı bıraktığında toplam 20 savaş yıldızı kazanmış, tüm müttefik savaş gemilerinden daha fazla onurlandırılmıştı.

Belki de bu yüzden -ve halk arasında kulaktan kulağa yayılan hikayeleri sayesinde- Saratoga’nın aksine atom bombası testlerinde kobay olarak kullanılmaktan kurtuldu. Uzun süre müze gemisi olarak kullanılmasına dönük çalışmalar yapıldıysa da gemiyi donanmadan satın almak için gereken para bir türlü toplanamadı.

1958 yılında sökülmeye başlayan “Big E”, 1960 yılında geride savaş yıldızlarının dışında pek az şey bırakarak tarihe karıştı.

World of Warships’te CV-6 Enterprise…

World of Warships, pek çok kişiye göre müthiş bir popülerlik kazanan kardeşi World of Tanks’den daha iyi bir oyun. Buna büyük ölçüde ben de katılıyorum.

Oyunda gemiler ve haritaların sayısı da gün geçtikçe artıyor ve bugün “şimdiye kadar nasıl eklenmez?” diyebileceğimiz gemilerin sayısı bir elin parmakları kadar bile değil.

Bunların arasında belki en önemlisi olan Enterprise, oyuna eklenen ikinci premium Amerikan uçak gemisi ve Tier 8 olarak içeriğe dahil edilmiş durumda. Merakla beklenmesi bir tarafa, bir alt tier’daki Saipan ile arasındaki fiyat farkının neredeyse iki katı olması sebebiyle, bu gemiyi almak isteyenlerin bile bir miktar ikilemde kaldığını söyleyebiliriz.

Peki, ününü bir tarafa bırakırsak, Enterprise WoWs’de nasıl bir performans gösteriyor?

Enterprise için söylenebilecek ilk şey, Zerg sürüsü gibi bir uçak hangarına sahip olduğu. Tam 98 uçaklık filonun yarısı Fighter’lardan oluşmakta ancak hemen ekleyelim, geminin uçak filosu F6F Hellcat, TBF Avenger ve SBD Dauntless‘lardan oluşmakta.

Şimdi biraz yüzünüz buruştu, farkındayım zira Tier 7 olan bu uçaklar aynı zamanda 6’lı değil 5’li filolar halinde teşkil edilmişler ve bu Shokaku ve Lexington gibi aynı sınıftaki rakipler, hatta bir alt sınıftaki Saipan ve Kaga karşısında bile sizi fena halde terletecek bir gelişme. Aynı anda 2+2+2 şeklinde çok geniş bir filoyu kontrol edebiliyor olsanız da, bu uçaklar kendi sınıfındaki rakiplerine göre daha zayıflar.

Bir diğer sorun da torpido uçaklarının ilginç bir saldırı dizilimi kullanması. Bu dizilimde torpidoların ikisi önden, diğer üçü ise arkadan gidiyor ve aradaki mesafe o kadar açık ki, ufak bir destroyer bu beş torpido içinde rahatlıkla dans edebilir. Haliyle, Atago gibi büyük kruvazörler ve savaş gemileri dışında bir hedef seçmek çok manasız kalıyor.

Saldırı uçaklarında ise durum muhteşem. Enterprise, zırh delici bomba taşıyan saldırı uçaklarına sahip ilk uçak gemisi ve bu bombalar savaş gemileri üzerinde kullanıldığında citadel’e isabet edip rahatlıkla 6000-8000 hasar verebiliyorlar. Tabii hangi bombaları kullanacağınıza savaşa girmeden önce karar verdiğinizden savaşta hedef seçimini iyi yapmanız gerekiyor. Mesela bir destroyer üzerinde kullandığınızda güvertenin üstünden girip altından çıkan zırh delici bombalar çok az hasar veriyorlar ve yangın da çıkartmadıklarından dolayı zırhlılar dışında hemen her şeye karşı etkisiz kalıyorlar.

Son olarak elinizdeki filonun yarısını oluşturan fighter’lara bakalım. F6F Hellcat’ler aynı tier’daki rakipleri kadar hızlı olmayan, onlar kadar iyi silahlandırılmamış uçaklar. Haliyle yorgun bir düşman filosu bulmadıkları sürece sonuç pek iç açıcı olmayabiliyor. Yine de durum gözüktüğü kadar kötü değil, upgrade’ler ile güç dengesi biraz daha kabul edilebilir sınırlara çekilebiliyor ve en önemlisi zergling üretir gibi sürekli yeni filo kaldırabiliyorsunuz.

Enterprise 32 knot hız yapabiliyor ki bu düzlükte pek çok savaş gemisinden kaçabilmesi ve sıkça yer değiştirebilmesi için yeterli bir hız. Diğer taraftan dönüşler konusunda mutfağınızdaki buzdolabı kadar hantal olduğundan torpido izlerini gördüğünüzde çayınızdan bir yudum almak dışında elinizden pek bir şey gelmiyor.

Evet, satıldığı dönemde fiyatı 200 TL civarında olan CV-6 Enterprise oynaması zor bir gemi, hatta muhtemelen oyunda yönettiğim gemiler arasında potansiyelini kullanması en zor olanı. Manuel bomba bırakma konusu daha önce ilginizi çekmediyse ve filonun kalabalığına bakıp pembe düşler kuran biriyseniz, sinir bozucu pek çok anı yaşamanız olası.

Diğer taraftan Enterprise tarihi önemi ve iyi oyunculara fark yaratabilmesi için sunduğu manevra imkanları sebebiyle kendisine has bir çekiciliğe de sahip. Eğer elinizdeki savaş, saldırı ve torpido uçağı bolluğunu iyi kullanan ve bu uçakların en iyi taraflarından verim alabilen bir kaptansanız, (ben kendi adıma bu gemiye alışmak için önümde biraz zaman olduğunu düşünüyorum) rakiplerinizin fena halde canını sıkmanız mümkün. Aksi halde, hayırlı işler.

Enterprise sizden iyi bir savaş planlaması yanında yeteneğinizin her zerresini talep eden bir gemi, dizginlerini bir kez ele aldığınızda hissedeceğiniz hazzı da başka bir gemiden almak güç.

Kürşat Zaman
https://twitter.com/kursatzaman

Henüz yorum yok.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

Gran Turismo Sport lansmanında da varız! #gtsport https://t.co/LvVbJqDqTa
Xbox One X ile tanışma... https://t.co/eVbryKnUa2

Flickr