Disney Infinity 3.0’a merhaba!

Sevgili patron Fırat Akyıldız aradığında yine durgun bir gündü ama bu durum pek fazla sürmeyecekti. Fırat olabilecek en kasvetli ses tonuyla bir kez daha “Sende İngiltere vizesi vardı di mi, arayacağım birazdan” deyip telefonu kapattığında henüz ne olup bittiğine dair hiçbir fikrim yoktu. 5 dakika sonra telefon bir daha çaldı, ikinci telefon konuşmamızdan hatırladığım 6 kelime var bunlar sırasıyla: basın, davet, Disney, Infinity, Star, Wars. Sanırım nedenini pek fazla açıklamama gerek yok, aslında önemli olan iki kelime, sondaki o birbiri için yaratılmış ikili. Velhasıl toplandık Londra’ya Disney Infinity 3.0 – Star Wars’un basın etkinliğine gittik. Bilmeyenler için öncelikle bir Disney Infinity’nin konseptini açıklıyorum, daha sonra direk merak ettiğiniz kısımlara giriyorum.

Disney Infinity (DI), oyunu aldığınızda oyunun kutusundan çıkan, konsolunuza bağladığınız bir sensör ped ve bu sensör ped ile çalışmak için yapılmış, Disney’in sahip olduğu aşağı yukarı tüm karakterlerin ufak heykelciklerini kullanarak (sahip olduğunuz karakter heykeli ped’e koyduğunuzda oynadığınız karakter haline gelmek sureti ile) oynadığımız bir oyun.

Disney Infinity 3.0 nedir peki diye sorarsanız, bu düzeneğe (ne mutlu bize ki!!) Star Wars’un dahil edilişidir. Daha önce Disney Infinity dünyasına girmemiş biri olarak, neyle karşılaşacağımı beklemeden gittim etkinliğe ve açıkçası bu oyun beni çok etkiledi, ne açıdan derseniz hemen açıklayayım: Günümüzde oynadığımız oyunlara baktığım zaman görüyorum ki, ya birilerini ikiye bölüyoruz, ya birilerinin kafasına sıkıyoruz ya da oynadığımız oyun o kadar rekabetçi oluyor ki birbirimizin kafasına sıkmak istiyoruz. DI’de ise durum farklı. Çocukluğumda oynadığım Crash Bandicoot oyunlarında hissettim kendimi bir anda. Olay bölümü bitirmek ya da karşımdaki abiyi hangi hareketle haklarım değildi, eğlenmekti ve bölüm hiç bitmemeliydi! Her şey o kadar oyuncak, her şey o kadar saf eğlenceydi ki uzun zamandır oyun oynarken bu keyfi almadığımı farkettim, özlemişim. DI 3.0, Star Wars başlığı altında iki oyunla çıkıcak karşımıza, bunlardan ilki Star Wars: Rise Against the Empire iken, ikincisi Star Wars: Twilight of the Republic. Bir de Pixar’ın yeni animasyonu Inside Out’un oyununu deneme fırsatım oldu oradayken, ki o da bir aynı derecede keyifliydi, detayları Level Online’da bulabilirsiniz bu oyun ile ilgili.

disney-infinity-3-0-134102

Star Wars: Twilight of the Republic
Star Wars: Twilight of the Republic ingilizcede prequel dönemi olarak geçen, ilk üç filmin (Episode sırasına göre ilk üç, çekiliş sırasına göre değil :)) kapsadığı dönemde geçen bir playset. Bu oyunun kutusunu aldığımızda oynanabilir karakter olarak The Clone Wars animasyon dizisinden tanıdığımız Ashoka Tano ve hepimizin tanıdığı Anakin Skywalker çıkıyor. İki heykelciğin de inanılmaz detaylı ve güzel olduğuna da değinmek isterim (aslına bakarsanız hepsi öyleler). Bu oyunda kullanabileceğimiz diğer heykelcikler ise Obi-Wan Kenobi, Yoda ve Darth Maul. Kutumuzu alıp hangi heykelcikle oynamak istediğimize karar verdikten sonra ise oyuna giriyoruz. Oyunu o dönemle bağlayan çok güzel bir hikayesi var, bu hikaye ise şu; Daha önce Klon ordusunun yok ettiği bir droid fabrikası kimliği belirsiz bir düşman tarafından, esrarengiz bir şekilde tekrar aktif hale getiriliyor ve maceramız başlıyor. Öncelikle çocuklar ve bütün aile için yapılmış bu kadar çocuksu bir oyunda dövüşlerin ve oynanışın ne kadar pürüzsüz ve eğlenceli olduğunu söylemeliyim sizlere. Bu noktada da oyunun yapımcılarından birinin Devil May Cry serisi veya Heavenly Sword’tan tanıdığımız Ninja Theory olduğunu söylemeliyim sizlere. İlk başta Disney Infinity ve Ninja Theory ortaklığı garip geldiyse haberleri okumuş arkadaşlara, bence oyunu denerlerse ne kadar doğal ve güzel bir işbirliği olduğunu göreceklerdir. Oyun Star Wars olursa kullanacağınız silahlar belli, bir blaster ya da bir lightsaber. Bu noktada oyun çok tekdüzeleşebilir diye düşünen Ninja Theory, oynadığımız her karakteri birbirinden çok farklı yaparak bunu bize unutturmayı hedeflemiş. Anakin’in çok agresif bir oyun tarzı varken, Ashoka bir çok düşmanla bir kerede çok rahat mücadele ediyor, Obi-Wan ise daha taktiksel ve defansif bir oyun tarzına sahip. Yoda’yı sorarsanız, sormayın, o Yoda. Hepsi birbirinden eğlenceli ve güzel, özellikle de manasızca kan gölü yaratmadıkları düşünüldüğünde.

Henüz yorum yok.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

@Ghostshoot Enes "The Last Headbanger" Özdemir.
“GİST” için indirimli bilet fırsatı! https://t.co/RITvfMhvlz https://t.co/52SqTCMRzy

Flickr