Bernard Kim Röportajı: Zynga ve Türkiye yatırımları üzerine

Pandemi sebebiyle malumunuz sıkıntılı vakitler geçirdik, içimiz dışımız karardı. Kendimizi işimize -ve oyunlara- verdiğimiz bu dönemde tüm sektörler ciddi bir daralma içindeyken, bu topraklarda doğan Peak Games’in ülkemizin ilk unicorn’u olması ve Zynga’ya 1.8 milyar dolar gibi müthiş bir rakama satılması göğsümüzü kabarttı.

Bu röportajın bizim için de önemi büyük zira Zynga’nın Yayın Müdürü Bernard Kim’in Türkiye’de oyun basınına verdiği ilk röportaj aynı zamanda.

Berçem Sultan Kaya’nın LEVEL’ın Ekim sayısında yaptığı röportajın uzun hali aşağıda, iyi okumalar. 😊

BSK: Merhabalar, öncelikle sizi biraz tanıyalım. 🙂
BK: Merhaba, benim adım Bernard Kim. Yer aldığım departman, küresel pazarlama, iş geliştirme, iş birlikleri, tüketici iç görüleri, veri bilimi ekibi, monetizasyon, iletişim, kurumsal strateji ve ürün yönetimi gibi alanları kapsıyor. Yani Zynga’da oyunların işletmeyle alakalı kısımlarından sorumlu olduğumu söyleyebilirim. 🙂

İşinizin en sevdiğiniz tarafları neler?
Doğrusu işimle ilgili en sevdiğim şey oyun oynayabilmek. Neredeyse 20 yıldır gerçek bir mobil oyun tutkunuyum. Mobil oyunların platform konusunda bu kadar kolay erişilebilir olmasını ve günümüzde artık gerçekten rekabetçi bir hal almış olmalarını seviyorum. Mesela geçen akşam Toon Blast turnuvasında yarışıp birinci sıraya yükseldim. Bugün ise, skor tablosunu kontrol edip duruyorum. Geriye düşmemek için tüm gün toplantılarım arasında -ve hatta bazı sıkıcı toplantılar sırasında- oyuna girmem gerekiyor. Yine de siz merak etmeyin, söz veriyorum röportaj sırasında oyuna girmeyeceğim. (Kahkaha atar). Kısacası, benim işimle alakalı en sevdiğim iki şeyden biri oyun oynayabilmek, öteki ise bu oyunların ardındaki yaratıcı ekiple birlikte çalışıyor olmak.

Anladığım kadarıyla gerçekten mobil oyunlara tutkunsunuz. Bu konuda sizi anlayabiliyorum, ben de günümün çoğunu mobil oyunlarla geçiriyorum.
Evet, sıkı bir mobil oyuncuyum. Eskiden konsol ve PC’de de çok oyun oynardım ancak bilirsiniz, aile, iş ve seyahatler arasındaki dengeyi sağlamaya çalışırken mobil benim için en uygun platform oldu.

EA Mobile gibi bir başka devden Zynga’ya geçiş süreciniz nasıl gerçekleşti?
Kişisel olarak, benim için bu büyük bir riskti. Electronic Arts’ta 10 yıldan fazla çalıştım ve orayı gerçekten seviyordum. Buna karşın, daha az ivmeye sahip yeni bir şirkete katılmak bana yeni bir macera gibi göründü. Zynga’ya geçiş gerçekten eğlenceli oldu. Sonrasında zaten Frank Gibeau, yani Electronic Arts’taki patronum da Zynga’ya geçiş yaptı. Kendisiyle halihazırda sağlam bir iletişimimiz vardı ve tanıdığımız, saygı duyduğumuz insanları Zynga’ya dahil ederek kendi yönetim kadromuzu kurabildik. Açıkçası Zynga’da sektörün en iyilerini bir araya getirdiğimizi düşünüyoruz.


Geçtiğimiz ayların en çok konuşulan konularından biri Peak Games’in satın alınma süreciydi. Bu süreç nasıl gelişti? Peak Games ne kadar zamandır radarınızdaydı?

Peak Games, bu yeni yönetim ekibimiz işe başladığından beri, yani dört yıldan uzun zamandır radarımızda. Yönetim ekibimizin yapmış olduğu ilk satın alma zaten Peak’in kart oyunlarıydı. Yani, Okey Plus, Gin Rummy, Spades Plus ve bunlarla ilişkili stüdyoları satın almıştık ve bunu, Peak Games ile zaman içerisinde kurabileceğimiz daha geniş bir ilişkinin ilk basamağı olarak gördük. Bu satın alma süreci boyunca, belirli vaatleri yerine getireceğimize dair taahhütte bulunduk ve bence “Bakın Zynga söylediği şeyleri yapar” kısmını test etmemiz için de iyi oldu. Kart oyunlarını Zynga çatısı altında geliştirmiş olduk. Zaman içerisinde, hala Toy Blast ve Toon Blast’ı sürdürmekte olan yönetim ekibiyle görüşmelerimiz devam etti. En nihayetinde bu yılın evliliği tamamlamak ve Peak Games’in kalanını da gemiye bindirmek için en doğru zaman olduğuna karar verdik. Anlaşma hakkındaki detayları siz de biliyorsunuzdur. Maddi açıdan bu Zynga için çok büyük bir satın almaydı ancak yine de kendimizi oldukça rahat hissediyorduk. Çünkü Peak ile zaten uzun zamandır çalışıyoruz ve dört yılı aşkın sürede aramızda sağlam bir ilişki kuruldu.

Aslında sadece Peak Games değil; Peak’in dışında Gram Games ve Rollic stüdyolarını da satın aldınız. Bence pek çok kişinin merak ettiği bir soruyu sormak istiyorum, Türkiye’ye bu kadar yatırım yapmanızın sebebi ne?
(Gülüyor) Kimileri Türkiye ve İstanbul’a takıntılı olduğumuzu düşünebilir. İstanbul’da bulunmayı, ülkeyi ve kültürünü seviyoruz. Ve tüm bu süreç aslında Peak’in kart oyunlarını satın almamızla başladı. Bu satın alma beraberinde diğer Türk oyun stüdyolarını içeren bir networkü de getirdi. Kurulan bu yeni ilişkiler sayesinde gerçekten iyi bir pozisyonda bulduk kendimizi. Çünkü Peak’in kart oyunlarını satın almak, birbirini tanıyan ve birlikte çalışan pek çok ekibe ulaşmamızı sağladı. Hepsinin birbiriyle ilişkisi vardı. Peak ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği iyi gidince sanırım etrafta Zynga hakkında pozitif fısıltılar oluşmaya başladı ve bu sayede, aynı şekilde İstanbul’da yer alan Gram Games ile konuşmaya gittiğimizde avantajlı konumda olduk.

Sonuç olarak Gram Games’i de satın aldık ve networkümüz de büyümeye devam etti. Bu süreçte fark ettiğimiz şeylerden biri, ekiplerin satın alma sürecinden sonra çok daha iyi bir performans sergiledikleriydi. İş ahlakları, kültürleri ve tutkuları sayesinde yapmakta olduğumuz çalışmaların çevresindeki enerji büyümekteydi ve biz de yatırım yapmaya devam etmek için iyi bir yerde olduğumuza karar verdik. Ardından Peak’in devamını ve son olarak da Rollic’i satın aldık. Rollic sayesinde Türkiye’den pek çok bağımsız geliştiricinin yer aldığı daha geniş bir networke sahip olduk.

Radarınızda başka Türk geliştiriciler de var mı?
Doğrusu biz hep meraklı ve araştırmacıyız. Zynga ile ilgili bence en iyi kısımlardan biri büyüme stratejisinin bir parçası olarak satın almaya karşı olan agresifliği. Yavaş yavaş daha fazla bize yönelenler olmaya başlıyor. Yani demek istediğim şu ki artık bizim gidip firmalara “Hey, Zynga’nın bir parçası olmak ister misiniz?” diye sormamızdan çok “Hey, Zynga bizim için iyi olabilir. Belki de onlarla görüşmeliyiz” diyen firmayla karşılaşıyoruz. Biz her zaman ailemizi büyütme potansiyellerini değerlendirmek istiyoruz ve bu durum haliyle, işimizi kolaylaştırıyor. Ancak tabii ki doğru zaman, doğru firma ve doğru oyunlar ile eşleşen doğru kültürler olması gerekiyor.

Artık konsol oyunlarının Cloud Gaming sayesinde telefonlardan da oynanabildiği bir döneme geçiş yapıyoruz. Bu gelişmeler neticesinde Zynga da AAA oyun piyasasına girmeyi düşünüyor mu?
Yönetim ekibimiz zaten EA’den geliyor. Frank orada konsol ve PC kısmını yönetiyordu. Bu yüzden çapraz platformlara yönelik bir tutkumuz var. Açıkçası bu konuda henüz bir duyurumuz yok, ancak kesinlikle incelemeye ve araştırmaya devam ediyoruz. Yönetim ekibi olarak hafta sonları gidip golf falan oynayan kişiler değiliz. Bence hepimiz video oyun oynuyoruz. (Güler). Ben konsolda vaktimi geçirmeyi seviyorum, Frank ise mesela PC’de TPS oynarken çok iyidir. Yani, bizim sadece mobille yetinmeyecek kadar yüksek bir enerjimiz var. Çoklu platformlar için ne gibi imkanlarımız olduğunu hala araştırıyoruz ve açıkçası AAA dahil olmak üzere farklı türler üzerinde çalışabileceğimiz lisanslara ve ekiplere sahip olduğumuzu düşünüyoruz.

Pandemi süreci Zynga’nın ve stüdyolarının geliştirme süreçlerini nasıl etkiledi? Günlerinizi nasıl geçirdiniz?
Bu tam da görüşmemizden önce Jonathan ile konuştuğum bir konuydu. Kesinlikle eşi benzeri görülmemiş zamanlardan geçiyoruz. 2020’nin Mart ayından beri Zynga %100 evden çalışma sistemine geçiş yaptı. Ben Türkiye’de tam sekiz hafta geçirdim. Her hafta sonu Los Angeles’a evime dönüp pazartesi geri geliyordum. Yani ben de o hayatı uçaklarda geçen insanlardan biriydim. İşim San Francisco’da ve ben Los Angeles’ta yaşıyorum. Bu yüzden bu benim için de bir öğrenme ve alışma süreci oldu. Şirketin bu geçiş sürecini yönetme şekliyle de açıkça gurur duyduğumu söyleyebilirim. Pandemi sırasında oynanış ve bağlılığın artması sebebiyle oldukça şanslı bir çevredeyiz. COVID sürecinde oyuncularımız daha fazla içerik, daha fazla sosyal bağlantı, daha derin bir kaçış duygusu aramaya başladı. Bu yüzden takım olarak görevimiz, evden çalışma ve çocuklarımızın evden eğitim alması gibi durumlara alışmaya çalışırken bir yandan da daha fazla içerik sunabilmekti. Sonuç olarak, çıkardığımız işten gurur duyuyorum. Şirket bu eşi benzeri görülmemiş zamanda üretkenliği zirveye çıkarmayı başarabildi.

Mobil oyunlar söz konusu olduğunda en büyük geliştiricilerden birisiniz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Size karşı dürüst olacağım, kafayı istatistiklere takmış durumdayız. Fazlasıyla rekabetçi bir ekibiz. Hem Batı pazarında hem de Dünya genelinde, diğer tüm yayın firmalarına karşı durumumuza bakmayı seviyoruz. Tahmin edersiniz, amacımız Dünya genelinde bir numaralı mobil oyun yayıncısı olmak. Bu yolda kararlı bir şekilde ilerlediğimizi düşünüyoruz. Daha geçenlerde, Zynga’nın Batı’da bir numaralı mobil oyun yayıncısı olduğuyla alakalı bir rapor okuduk ve bu bizi çok heyecanlandırdı. Şimdi, Dünya çapında ilk sıraya yükselmeyi istiyoruz. Yakın zamanda Pocket Gamer bizi üçüncü kez “bir numaralı oyun firması” ilan etti. Bu, iş arkadaşlarımızın ve sektörün Zynga’yı dünya genelinde en büyüklerden biri olarak görmeye başladığını açıkça ortaya koyuyor. Bu bizi çok sevindiren bir gelişme. Çünkü aynı listede dört yıl önce 48. sıradayken şimdi arka arkaya zirveye yerleştik.

Zynga için büyümenin formülü neydi? Yerel bir firmadan uluslararası bir deve dönüşme süreci hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Bizim için bu dönüşüm, tamamen iyi oyunlar ve servisler geliştirmenin etrafında merkezleniyor. Yani, Zynga’nın takip ettiği gizli bir formül yok, yalnızca yeni oyunlar yapmak ve canlı servislerimizin düzgünce işlemesi için çaba gösteriyoruz. Ama tabii ki büyümenin, mesela “Hey, Peak Games, Zynga’nın bir parçası olup birlikte çalışmak ister misin?” demek gibi daha inorganik yolları da var. Ve bunlar da gerçekten çok heyecan verici fırsatlar. Bence biz İstanbul’daki şirketler ile muazzam bir başarı sergiledik. Türk oyun geliştirme topluluğu bizim için çok heyecan verici. Sadece yerel markete değil, küresel pazara da odaklanıyorlar. Yani, örneğin Toon Blast, Japon pazarında en iyi performansı gösteren oyunlardan biri. Biz bu ekiplerin bu kadar gururlu yerel ekipler olmasının yanı sıra inanılmaz küresel odaklı olmasına bayılıyoruz. Bu bizim için de bir başka büyüme stratejilerinden biri.

Zynga’nın üzerinde çalıştığı yeni projeler neler?
Şu an Harry Potter: Puzzles and Spells üzerinde çalışıyoruz. Bu, gerçekten çok çok heyecanlandığımız bir üçlü eşleştirme oyunu. Oyun, birlikte büyüdüğümüz tüm o karakterlerle birlikte Hogwarts ve Harry Potter dünyasında geçiyor. Yarattığımız oyunla gurur duyduğumu söyleyebilirim.

Bize zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak okuyucularımız ve geliştiriciler için eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Öncelikle yaptığınız muazzam iş için teşekkür etmek istiyorum. Türk oyun topluluğu bizim için aşırı önemli. Bilirsiniz, biz oyunların geleceğin medyası olduğuna inanıyoruz. Bence gelecek nesil öylece oturup bir şeyler izlemekle yetinmeyecek, gördükleri şeyle etkileşime de geçmeyi isteyecek. Burada aynı zamanda her zaman yeni insanlara yer var. Sadece tüketici olarak değil, üretici olarak da. Bu yüzden oldukça heyecan verici bir yerdeyiz. Ben, insanların oyunlar hakkında düşünürken yapımının çok zor olduğunu düşündüklerini sanmıyorum. Bu sektörde çok kısa zamanda başarılı ürünler ortaya koyma gibi bir avantajımız var. Yani, mesela siz ve ben “Hadi, altı hafta içerisinde sinemalarda oynayacak AAA kalitesinde bir film yapalım,” diyemeyiz. Şu an sinemalar bile açık değil! Ama Rollic Games gibi bir stüdyo ile iş birliği yaparak altı hafta içerisinde başarılı bir oyun çıkarma şansımız var. Bu sebeple oyun sektörünün kesinlikle yer almak için heyecan verici bir yer olduğunu düşünüyorum.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz!

Henüz yorum yok.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.