Röportaj: Can Gürsu (Royal Youth)

Ülkemizde espor giderek gelişirken, bu sahnenin en önemli aktörlerinden ve aynı zamanda I-TECH’in partnerlerinden Royal Youth eSports’un kurucusu Can Gürsu ile keyifli ve uzun bir röportaj yaptık.

Merhabalar. Her röportajın o kaçınılmaz ilk sorusu ile başlayalım isterseniz. Okurlarımız için kendinizi biraz tanıtabilir misiniz rica etsek?

Can Gürsu: Bilkent Üniversitesi Uluslarası İlişkiler bölümü mezunuyum. Daha sonrasında Bilgi Üniversitesinde master yaptım. Daha sonrasında Galatasaray Üniversitesinde pazarlama sertifikasını bitirdim. Pazarlamacı ve finansçıyım. Kendi girişimlerim var. Kulübümüz de bir girişim. Girişimlere mentorluk vermeye çalışıyoruz. Gençliğimden beri oyun oynuyorum. Bir dönem kendim de profesyonel olarak oyunculuk yaptım. Ama tabii sonradan hayatın gerçekleri, iş, askerlik ortaya çıkınca bırakmak zorunda kaldım. Daha sonrasında ortaklarımla 2016 senesinde Royal Bandits’i kurduk. Royal Bandits aslında bizim yapamadığımız profesyonel oyunculuk kariyerini ve farklı bir kariyer alternatifini gençlere sunmak adına bir araya gelerek oluşturduğumuz bir kulüp. Burada profesyonel oyunculara fırsatlar tanımak için üçümüz bir araya geldik. Ben, Ruşen Ekşi ve Çaka Bademli olarak. Üçümüz de ortaokuldan beri oyun oynayan üç arkadaşız, üç yakın dostuz. Bu kulüp de zaten bu üçlü güçlerini bir araya getirmeseydi var olamazdı. Ben de bu ailenin bir parçası olarak görevimi icra ediyorum.

İlk tanıştığımız adıyla RoyalBandits’e geçelim isterseniz. Yola nasıl çıktı, neler başardı ve ilerisi için neler hedefliyor?
CG: Royal Bandits orta okuldan beri arkadaş olan, gençliğinde epey süre oyun oynamış, bu işe gönül vermiş üç kafadar tarafından kurulmuş bir kulüp. Can Gürsu, Çaka Bademli ve Ruşen Ekşi’nin kurduğu bu yapıya bu sene Youth Holding’in sahibi Emrah Kaya’nın da katılması ile daha da güçlendik. Profesyonel hayatta finanstan, tasarıma, ajanstan inşaata ve madenciliğe kadar çok farklı alanlarda çalışsak da Royal Youth için güçlerimizi birleştirdik. Türkiye’deki hedeflerimiz marka ve şirketlere, anne ve babalara sektörü doğru anlatabilmek. Bu bilinç oluştuğunda önce ülkemizde sonrasında ise global arenada hem ülke hem de takım olarak çok iyi yerlere geleceğimize inanıyoruz. Kulübü genişleterek büyüteceğiz ve altyapı çalışmaları yapacağız. Yine bu alanda farklı yatırımlar da yolda.

Sizin RoyalYouth’a uzanan yolculuğunuzu da dinlemek isteriz. Eminiz ki pek çok okurumuz bir gün bir espor takımı kurmayı veya onu bir parçası olmayı hedefliyor, bu açıdan söyleyecekleriniz çok değerli.
CG: Ben ilk rekabetçi oyun oynamaya 13 yaşında başladım Counter Strike ile. Yaklaşık 20 senedir oynanan bir oyun. Ben de 20 sene önce oynuyordum. O zaman Türkiye’de internet kafelerin zamanıydı. İnternet bağlantısı oldukça yetersizdi. Video izlemek bile mümkün değilken oyun oynamak imkansızdı. İnternet kafelere gidiyorduk sık sık. Counter Strike oynuyorduk. Ki Counter Strike benim bir espor kulübü kurucusu olma sebeplerinden bir tanesi. Onun sonrasında da üniversite hayatım boyunca oyun oymaya devam ettim. Sonra World of Warcraft oynamaya devam ediyordum. Gerçek bir mesai harcıyordum oyuna. Günde belki 10 saati geçtiği oluyordu. Bizim zamanımızda kariyer olarak oyunculuk çok mümkün değildi. Oyundan para kazanılmıyordu. Biz tabii ki kazanıyorduk 200-300 dolarlar ama hayatınızı idame ettirecek kadar bir para kazanmak mümkün değildi. Bugünkü esporcularla kıyasladığımızda. Komik rakamlara denk geliyordu. Meslek olarak yapamadığımız bir şeydi. Bizim aslında çıkış noktamız da bu. Biz dedik ki, bizim fırsatımız olmadı; biz bu fırsatı gençlere sunmalıyız diyerek güçlerimizi bir araya getirdik. ilk bu işe karar verdiğimizde Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın da sektöre yatırım yapması ile de biz cesaret bulduk. Hem oyuncu hem yatırımcı olarak dedik ki bunu yaparsak en iyi biz yaparız. Üçümüz araya geldik ve bu kulübü kurduk.2016 senesiydi tabii öğrenme aşamaları oldu arada. Zaman zaman yolda tökezlediğimiz de oldu. Ama geçen sene 5 branşta final oynadık. Bir dünya şampiyonluğumuz oldu. Bir bölge şampiyonluğumuz oldu. Daha yolun çok başındayız. Ama Royal Youth her zaman finallerin takımı olarak anılmak isteyen ve bu konuda da stratejilerini geliştiren; yatırımlarını yapan bir kulüp. Biz buna açıkçası daha henüz emeklemeye başlamış bir çocuk gibi bakıyoruz. Biz 1900’lerin başında bir futbol kulubü sahibiymişiz gibi bakıyoruz bu işe. Türkiye’de henüz daha sektör yeni yeni gelişiyor. ABD ve Avrupa’ya baktığımızda bir sektör yerlere gelmiş ve gerçekten ciddi meblağların konuşulduğu bir sektör ama bizde sadece oyuncuların kazandığı paralar şu an bu seviyelerde. Diğer taraftan kulüplerin karlılık oranları olsun, sponsorluklar olsun, yayın gelirleri olsun maalesef sektör henüz yolun başında Türkiye’de.

Esporlara ve daha geniş açıyla bakarsak, oyunlara ilginiz nasıl başladı. Profesyonel hayatın dışında oyun oynamaya, özellikle de rekabetçi oyunlara fırsat bulabiliyor musunuz?
CG: Elimden gelse hiç başından kalkmadan oyun oynarım. Çok oyun oynamaya vaktim olmuyor. Aynı zamanda küçük şirketlerin yaptığı bağımsız oyunlar da dikkatimi çekiyor. Çünkü oralar daha serbest alanlar ve bana daha yaratıcı geliyor. Bence oyun çok keyifli bir alan. İnsanın hayal gücünü çok destekliyor. Gençlerimiz açısından ileride çok farklı kariyer imkanları sunacak. O yüzden ben oyunları bizim kadar genç bir ülke için bir fırsat olarak görüyorum. Çünkü sporda bence tren kaçtı. Özellikle futbol alanında dünyanın gerisinde kaldık. Espora baktığımızda bu fırsat hala karşımızda duruyor. Azıcık fırsat verdiğimizde çok iyi yerlere gelinebildiğini görüyoruz. Oyuncularımızdan bir tanesi Almanya’ya, bir tanesi ABD’nin en büyük takımlarından birine transfer oldu. Biz gençlerimize oyun alanında fırsat verildiğinde önlerinin çok açık olduğuna inanıyoruz.

Sevilen, başarılı bir espor takımını yönetmek, geliştirmek ve yeni hedeflere yöneltmek ne kadar zor?
CG: Oldukça zor çünkü Türkiye’de gelir anlamında olarak kulüpler zor durumda. Bilet gelirlerimiz yok, yayın gelirlerimiz yok ama oyuncu maliyetlerimiz yüksek. Özellikle yabancı oyuncu transfer ederken ciddi külfetler altına girmemiz gerekiyor. Biz oyuncularımız için en iyisini istiyoruz. Yani fizyoterapistlerinden tutun da sosyal aktivitelerine kadar en iyi koşullarda hayatlarını devam ettirmelerini istiyoruz. Bu yüzden bunların da bedelleri oluyor. Ama hiçbir gün de pişman olmadık. Ben çok iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Sektördeki diğer kulüplerin de katkısı oluyor, sonuçta hep beraber bu ekosistemi büyüteceğiz Türkiye’de. O yüzden zor ama keyifli bir alan. İnsan başarı geldikçe mutlu oluyor. Doğru şeyler yaptığını anlıyor. Bugün Royal Youth olarak 40 kişilik bir aileyiz. Çalışanlar olmadan bu iş zaten olmazdı.

Ülkemizde esporun durumu potansiyelini yansıtıyor mu ve bu dikey ivmeyi devam ettirmek adına neler yapılabilir?
CG: Ülkemizdeki potansiyelle mevcut durum bence çok paralel değil. Ama şu an sektör biraz yavaş büyüyor. Bence bunda ekonomik konjonktürün de bir payı var. Takımların ana gelir kalemleri arasında sponsorluk var. Tabii şu andaki likidite sıkıntısından dolayı markalar para harcamak istemiyorlar. Bu durum da bizi kulüp olarak direkt etkiliyor. Bazıları yatırımlarını azaltıyorlar. Bu da büyüme durumuna etki etmekte, her sektörde olduğu gibi. Ben potansiyelin çok açık olduğuna, 1-1,5 sene içerisinde sektörün şaha kalkacağına inanıyorum. Şu anda bile marjinal oranlarda büyüyor. Ama büyümenin üzerine çok ciddi bir şey eklenecek. Çok daha hızlı büyüyecek. Sektör para kazanım kanallarını geliştirecek, neticede önü çok açık ve biz de çok genç bir ülkeyiz. Ciddi bir potansiyeli barındırıyoruz. Hem taraftar kitlesi olarak, hem mevcut potansiyel oyuncu havuzu olarak sektörün potansiyeli büyük, önümüzdeki zamanlarda da çok iyi yerlere gelecek.

Gençlere espor konusunda verebileceğiniz tavsiyeleri de bilmek isteriz.
CG: Gençlere en büyük tavsiyem sektörde konuşulan rakamların büyüklüğüne takılmasınlar. Kendi işlerine odaklansınlar. Profesyonellikten taviz vermesinler. E-sporcuların kariyerleri normal sporculara göre biraz daha kısa dolayısıyla kendinizi daha hızlı göstermeniz ve daha hızlı parlamanız gerekiyor. Öbür taraftan bakarsanız da daha kısa sürede daha hızlı çalışmanız lazım. E-spordan farklı olarak gençlerimize çok farklı alanlarda kariyer imkanları sunuyor. O yüzden e-sporu fırsat olarak da görsünler. Ben oyuncu olacağım sonra kariyerin bitecek diye bakmasın. E-spor çok farklı seöktörlere evrilecek. Bunun içinde savunma sektörü de olabilir, yazılım sektörü de olabilir. Markalara pazarlama alanındaki danışmanlıklar da olabilir. E-spor büyük bir sektör, oyunculuğun devamında da ciddi fırsatları barındırıyor. Bu yüzden işlerine odaklansınlar. Birbirleri ile, taraftarlarla münakaşaya girmesinler. İşlerine odaklansınlar. Sporcu mentalitesini içlerinde bulundursunlar. Yani Beslenmelerinden tutun, uyku düzenlerine kadar antrenman programlarına kadar. Sporcu mantalitesine sahip olsunlar. Hiç kimse bu dünyada bu sektöre dair çok fazla bilgi sahibi değil, her gün yeni bir şey keşfediyoruz. O yüzden yeniliklere açık olsunlar.

Aynı zamanda I-TECH’in stratejik partnerisiniz, fuar hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
CG: Türkiye’de fuarlar yapılmaya devam ettikçe sektörün bilinirliği de artmaya devam edecek. Bu tür fuarlar bence hepimiz için çok değerli. Doğru mesajların verilmesi adına, doğru iş birliklerinin kurulması adına, doğru bir ekosistemin kurulması adına bence mihenk taşı görevini görüyor. O yüzden umarım bence fuarlarımız uluslararası düzeye de çıkar, yurt dışından daha da fazla katılımcı gelir, biz de kendimizi daha doğru ifade eder ve daha büyük iş birlikleri ile sektörü daha ileri taşıyabiliriz. O yüzden çok faydalı buluyorum. Çok güzel geçeceğini ümit ediyorum.

I-TECH projesinin ifade ettikleri ve sektör açısından önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
CG: Sektör dinamoları ile uzman araştırmacı ve akademisyenleri bir araya getirerek, Başkent’in ilk teknoloji fuarı olma payesini taşıyan I-TECH Ankara, 14-16 Haziran 2019 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi’nde düzenlenecek. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ankara Ticaret Odası’nın destekleri ve Ankara Üniversitesi Akıllı Sistemler ve Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASTAM) işbirliğiyle gerçekleştirilerek. Katılımcılarının ürün ve teknolojilerini son tüketiciye doğrudan tanıtan, geniş katılımcı profili ve hedeflenen ziyaretçi yelpazesi ile sektöre yön verecek yüksek profilli ticari bir ortam oluşturacak I-TECH Ankara, ziyaretçilerine de teknolojik inovasyonları eğlenceli etkileşimli bir atmosferde birebir deneyimleme ve profesyonellerin başarı hikayelerini bizzat kendilerinden öğrenme fırsatı yaratacak. I-TECH Ankara aynı zamanda akıllı teknolojiler konusunda araştırmacı ve akademisyenlerin son gelişmeleri paylaştığı bir platform olarak Ankaralıların karşısına çıkacak. Teknolojiye yön veren markaların, heyecan verici start-up’ların, küresel ve yerel sektör liderlerinin, kalkınma ajansları ve teknoparkların yoğun katılımlarıyla gerçekleştirilecek olan I-TECH Ankara, Interaktif I-TECH söyleşileri sayesinde sektörün öncü temsilcilerinin alışılagelmiş kalıpların dışına çıkarak ideallerini ve tecrübelerini direkt olarak paylaşacakları; ülkemizin önde gelen yatırımcı, girişimci ve teknolojik kanaat önderleri ile sosyal medya fenomenlerini ziyaretçileriyle buluşturacak referans oturum gruplarına ev sahipliği yapacak. I-TECH Ankara’ya katılan markalar ürün ve teknolojilerini doğrudan tanıtma imkanı bulurken ziyaretçiler de teknolojik inovasyonları birebir deneyimleyebilecek, teknolojiye yön veren liderlerin başarı hikayelerini dinleyebilecek. Farklı alanlarda birçok sektör lideri marka ve Start-Up’lar bir arada olacak ve güzel ortaklıklar meydana getirme şansı doğacak.

Son olarak Royal Youth ve önümüzdeki sezon adına görüşlerinizi alalım.
CG: RoyalYouth yatırımlarına devam edecek. Özellikle bizim stratejimiz sadece bir e-spor branşında olmak değil, farklı branşlarda gençlere farklı fırsatlar sunmak. Çünkü spor söz konusu olduğunda Türkiye’de sadece futbol var ve basketbolun önemi artıyor. Bu hataya düşmemek için bütün branşları destekliyoruz. Desteklemeye devam edeceğiz. Tabii burada global ana önceliğimiz. Her zaman globaldeki başarılara oynayan bir takım olacağız. Uluslararası arenalarda önce ülkemizi sonra takımımızı temsil etmeye çalışacağız. Bu alanda da yatırımlarımızı devam ettireceğiz. İddiamızı her zaman koruyacağız. Her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız.

Bu keyifli röportaj için çok teşekkür ederiz.
CG: Ben teşekkür ediyorum.

Henüz yorum yok.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

@feritemresoydan Firmalardan gelen basın bültenleri nadiren de olsa sıkıntılı olabiliyor, hemen fark edip el attık. :)
Team Razer ve Evil Geniuses yeniden…. https://t.co/gXdKsryihw https://t.co/o1rxNgvDYg

Flickr