Bir Oyuncunun Hatıra Defteri – Diablo II

Yaptığı oyunu insana zehir gibi damla damla aşılayan bir firmadır Blizzard. Bir başlarsanız, bir daha bırakmanız için ondan kendinizi çekip kurtarmanız gerekebilir. İşin ilginç yanı, üzerinden zaman geçtikçe öyle bir etkisine alır ki sizi, bırakmak istemezsiniz, damarlarınızda bıraktığı o hazzı terketmek istemezsiniz. Blizzard başlıklarının en popülerlerinden biri olan Diablo’yla aramdaki münasebeti ancak bu şekilde açıklayabilirim size. O bir zehirdi benim damarlarımda. Hayatıma tesadüfen giren, beni PlayStation’ımdan uzaklaştıran, dandik bir PC’nin başında beni benden alan bir zehirdi. Aynı dandik bilgisayarın kaldırmayacağını bile bile ikinci oyunu, yani o hepimizin tanıdığı, bildiği, oynadığı, en azından namını duyduğu o efsanevi destanı, Diablo II’yi bana kurduran şey de aynı zehirdi, eminim.

Aynen… Diablo II’yi öyle bir bilgisayara kurdum ki beni o halde görseniz ağlardınız. Sistemi şu an hatırlamıyorum ama 1.5 GB HDD hafızası ve yanlış hatırlamıyorsam 16 MB ekran kartı olduğunu hayal meyal hatırlıyorum. Böyle bir sistemin nasıl bir CPU’ya sahip olduğunu siz düşünün… Piyasaya Windows 98 hakim o zamanlarda ve bendeki makineye bak… Gerçi o zamanlar kendime ait bir bilgisayarım olsun diye hiç heves etmemiştim. O külüstür de bir arkadaşımın annesinin işyerindeki bilgisayarını yenilemesi sonucu bizim eve adımını atmıştı. İlk Diablo sorunsuz çalışıyordu. Hatta Civilization 2’yi de rahat rahat oynadığımızı hatırlıyorum o bilgisayarda. Ama sen kim, Diablo 2 kim arkadaşım, neyine senin Diablo 2!?

Diablo-II-PC

“Çalışır mı, çalışmaz mı?” iddialarının bir sonucu olarak girişildi bu ağır projeye. O 3 CD’lik güzellik odaya adımını attı ve ilk CD yerleşti CD-ROM’a. Kurulum başlayınca bir heyecan başladı. Kuruluma izin verdiğine göre bir şekilde oyun da çalışacaktı. Sordu bana “Minimum mu kurayım, yoksa sinematikler de olsun mu mönüde?” diye… Kuş kadar hafızanın alayını temizledim sinematikler de olsun diye, hevese bak… Biraz daha zorlasam, PC canlanıp Diablo’ya dönüşecek, o derece… Kurulum tamamlandı, masaüstü kısayolu çıktı görücüye. Bir yandan korkarak, bir yandan da heyecendan eller titreyerek o ilk çift tık geldi. “Aha? Çalıştı mı lan?” diyen seslerin arasından Blizzard North amblemi göründü ekranda. Ortamda bir sessizlik, heyecan dorukta…. O muhteşem açılış sinematiği izlendi, ağızların suyu aktı ve sonunda karakter seçme ekranıyla karşı karşıyaydık. Evet, Diablo 2 kanlı canlı karşımızda duruyordu.

Kanlı canlı diyorum ama aldanmayın, resmen can çekişiyordu oyun çalışırken. Akıcılık namına hiçbir şey yoktu. Herşey ıkına sıkıla ilerliyordu. Ama bir kere çalışmıştı, o zehir bir kere kana karışmıştı, artık yapacak bir şey kalmamıştı. Hatta bana bu zehiri veren, o CD’leri bana getiren arkadaşımın evden çıkarken “Haydi geçmiş olsun!” diye sırıttığını da hatırlıyorum. O haliyle öyle bir oynadım ki ben Diablo 2’yi, öyle bir oynadım ki… Çoğu zaman o kasılmalar sebebiyle ölüyordum ama yılmıyordum, cesedime koşturup kaldığım yerden hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordum. Ortama bir – iki yaratıktan fazlası girdiği zaman oyunun kasılmaktan kapanmasına ramak kalıyordu resmen. Ama o Barbarian’ın keyfi herşeyin üstesinden geliyordu. O haliyle, o oyun bitti… Diablo’yla o halde karşılaştım ve indirdim. Yetmedi, Baal var daha dediler, onu da indirdim. Tadı damağımda kaldı, bir üst zorluk seviyesinden tekrar başladım.

Diablo-II-Lord-of-Destruction-PC

Hayat bazen insana çok istediği bir şeyi verir ya… Ama onun öncesinde de iyice bir süründürür? Bana bu tecrübeyi yaşatan da Diablo 2 oldu sanırım, şimdi düşününce… Maddi durumum, hayatıma birkaç lüks katacak dereceye geldiğinde ilk işim, kendime bir PC toplamak oldu. O bilgisayara kurduğumilk oyun da Diablo 2 oldu tabii. Ve gördüklerime resmen inanamamıştım. Herşey o kadar akıcı, o kadar keyifli, o kadar sürükleyiciydi ki… Yaşadığım hazzı, aldığım tadı bir tek ben bilirim.

Diablo 2’nin geri kalanını o bilgisayarda yedim, yuttum. Barbarian’dan sonra Sorceress geldi. Akabinde bir Druid macerası başladı. Derken bir Assassin, bir Amazon, kısa bir Paladin turu ve en sonunda da zorluğu yüzünden en sona bıraktığım Necromancer… Şimdi düşünüyorum da, Diablo 3’ü de ayıla bayıla oynadım ama yok be Blizzard… Söylemeyeyim diyorum ama Diablo 2’nin tadını unutmuşsun üçüncü oyunu yaparken. Hatta insan keşke ikinci oyunu olduğu gibi yeni grafiklerle tekrar piyasaya sürselermiş demekten kendini alamıyor. Öyle olacağına böyle olsaymış daha iyiymiş. Ne bileyim, Diablo 2’yi özlüyorum, tüm bu saçmalığın sebebi bu, başka sebebi yok.

Ertekin Bayındır

1 Yorum Eklenmiş

Tartışmaya katıl
  1. Cihan 1 year ago | Cevapla
    Harika bir yazi okurken hem guldum hem huzunlendim ah o anlari bende cok yasadim bazen hala yasiyorum eski sevdigim oyunlari yeni sistemlere yukledigimde calisirmi diye korkular icinde aciyorum ama billizardin tum zehirlerini tattim hepsi ayri bir bagimlilik heleki wow basindan kalkmana izin vermiyordu. Ne derslere gitmedim raid saatleri icin ne gunlerdi be artik adam gibi oyun da oynayamiyorum.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

No70'ten ufak bir erteleme haberi geldi. https://t.co/cnKGsSR0y1 https://t.co/xE9HRcTPeR
Far Cry 5 için çıkış tarihi ve yeni görseller... https://t.co/dLCHt2yhAl https://t.co/Gs3FRIvPZz

Flickr