GRAV: Herhangi bir hayatta kalma oyunu mu?

İnternette arama yapmadan erken erişim denilen nanenin başımıza ilk kez çöreklendiği oyun hangisiydi onu düşünüyorum, hafızam beni yanıltmıyorsa bu furya Minecraft ile başlamış olmalı, daha öncesi varsa da hatırlayamadım.

Bilgisayarının başına oturup oyun oynamış herkesin artık bildiği gibi erken erişim; oyunu henüz bitirememiş, ama sınırsız kaynaklara da sahip olmayan bir yapımcının “bakın arkadaşlar biz bu kaynakla bunları yapabildik, bakın bu da yapmayı planladıklarımız, eğer bize inanıyorsanız tutun şu masanın ucundan” tadında, oyunu beta aşamasında ücret karşılığı kullanıcılara sunması, onu sürece dahil etmesi ve oyunu geliştirecek kaynaklara kullanıcı yardımı ile ulaşmasını konu alan bir süreç.

Bugüne kadar bu sürecin çoğu firma için mucizeler yarattığını gördük. Bakın daha yeni, Shenmue 3 için bir gecede üç milyon dolar para toplandı, Chris Roberts’ın erken erişimden oyunculara sunduğu Star Citizen’ının toplam hasılatı 100 milyon dolara yaklaştı. Oyuncular açısından ise bu mucizeden bahsetmek zor, elbette bizlerin de sürece katılımını en iyi şekilde değerlendiren oyunlar var, Project CARS bunlara bir örnek. Bunu kötüye kullanan, oyun piyasaya çıktığı gibi bileti kapıp Hawaii’ye tatile giden, tek bir yama çıkartmadan “şiddetli geçimsizlik” sebebiyle dükkanı kapatan yapımcıların sayısı hiç de az değil. Büyük hevesle bizzat katıldığım Carmageddon: Reincarnation erken erişimi de felaketle bittikten sonra yoğurdu üfleyerek yemeye başladım ben kendi adıma.

03

Bu seferki erken erişim oyunumuzun adı GRAV, BitMonster adlı bir firma tarafından üretilen indie bir yapım ve fütüristik hayatta kalma öğelerine sahip. Oyunun asıl olayı multiplayer olmasına rağmen uzun soluklu bir tutorial tadında tek kişilik oynanış da mevcut. Solo play seçeneğinden başladığınızda oyun sizin için bir dünya yaratıyor, ama gerçekten yarattığını hissedebiliyorsunuz arkadaşlar, hani bazen kebapçıya gidip bir kebap söylersiniz ve geçen bir saatten sonra “ustam danayı yeni kestin herhalde?” diye sorarsınız ya, işte öyle bir yaratma süresinden bahsediyorum. Oyun yüklenene kadar telefonda sevgilisinden ayrılmış bir arkadaşımı teselli edip, evlenme teklif etme kararı alan bir diğerine fikir verdim, oyun ancak başladı arkadaşlar, abartıyor da değilim, inanın.

İlk olarak grafikler konusunda adet olduğu üzere oyun şu aşamadayken bir şey söylemiyorum, ancak Unreal Engine’in şu an hakkını verdiğini söylemek güç. Daha kötüsü optimizasyon da yerlerde geziyor, oyun her biri boyunuz kadar otların gölgelerini hesaplamaya çalışırken özellikle yerlerde sürünüyor arkadaşlar, gölge detayları konusunda mütevazi olun. Neticede bizim için yaratılan gezegenimize her şeyden bir haber adım atıyor ve kısa zamanda elimizdeki bıçak ile “buzlu salyangoz” öldürüyor, kaynak toplayıcı ile de ağaç kesip, gezegenin diğer sakinlerini stun edip duruyoruz. Kaynaklarımız ağaç, mineral, değerli taşlar ve fosiller. Tahmin edebildiğiniz gibi bunların bazıları düşmanlarımızdan düşüyor, bazılarını da gidip bizzat topluyoruz, “kaynak toplayıcıyı ne kadar hedefe tutarsan o kadar mineral toplarsın yiğidim” ritüeli denen gereksiz şey burada da mevcut.

01

Crafting kolay, zaten yapmak istediğiniz neyse hangi malzemeden ne kadar gerektiği size söyleniyor. Zor olan ise birbirinden kalas mekanikler ile güzel, gözünüze gözünüze batmayacak, uzaktan gördüklerinde hayvanların korkmayacağı çirkinlikte bir ev yapmak. Yani yaptığım evlerin bazıları o kadar kötüydü ki arkadaşlar, ne zaman görsem canım bütün gün bir şey yapmak istemiyordu, o derece. O yüzden bu sayfada bir yerlerde göreceğiniz evi yapan ustanın (evet, screenshot’ları evde unuttum) gözümdeki payesi en azından bir Philippe Starck seviyesindedir, baştan anlaşalım.

Online kısmına gelene kadar en az 15-20 saatinizi tek kişilik oyunda geçireceğinizi varsayarsak artık pek çok mekaniğe hakim olmuş olacaksınız, hala düzgün ev yapabileceğinizi de sanmıyorum o aşamada bu arada lakin yapan, önüne hamak, çevresine çit ekleyip huzur içinde önüne geçip güneşin batışını seyreden arkadaşlarıma da saygılarımı sunarım. Oyun açık dünya olmanın hakkını sonuna kadar veriyor arkadaşlar, sadece özgürlükten bahsetmiyorum, oyunun geçtiği dünyalar DEVASA. Diğer insanlar ile sosyalleşip beraber hareket edebileceğiniz gibi pek kolay olmamak kaydıyla tek tabanca takılmanız da mümkün, hoş ben pek önermiyorum, sosyallik iyidir, ayrıca kitle de henüz gayet kaliteli durumda. Sinirinizi bozan birisine denk geldiğinizde günlük hayatınızda o veletten fazla sinirinizi bozan kaç insan olduğunu hatırlayın, bir kahve yapın, sakinleşin.

04

Oyun Steam’de 31tl’ye satılmakta ve şu haliyle bile fiyatını fazlasıyla hak ediyor, öte yandan potansiyeli muazzam. Şu malzemeyi bir AAA oyun kalitesinde işleyebilirse yapımcı gerçekten de senelerce oynanacak bir yapıma imza atmış olur, ney diyelim, umuyorum onlar için de her şey yolunda gider, bizler için de.

Fazlasıyla öneriyorum, farklı bir hayatta kalma oyunu tadı almak için birebir.

Kürşat Zaman

Henüz yorum yok.

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

Spintires: MudRunner duyuruldu! https://t.co/Fi6X1z7pL2 https://t.co/su5fTSmaHG
World of Tanks'in konsol sürümlerine hikaye modu geliyor! https://t.co/15OgA83QJ9 https://t.co/62byNBan0X

Flickr