İnsan gibi oyun oynamak…

İnsanı insan yapan şeylerden biri de duygularıdır, bilirsiniz. Yani hiçbir şey hissetmeden yaşadığınızı düşünürseniz, o her gün katlettiğiniz zombilerden bir farkınız kalmaz. Peki her zaman duygularınızın farkında mısınız? Bunun mümkünatı yok tabii… Hepimiz bazen odun gibi yaşarız, duygularımızı kısa veya uzun süreli nadasa bırakırız. Neye bağlı olduğu her zaman belli olmayan olaylar veya durumlar, duygusal yoğunluğumuzu yükseltir veya düşürür.

Aklıma takılan, daha doğrusu geçenlerde farkına vardığım bir mevzuya bağlayacağım bunu, derdim o aslında. Konu şu ki, o duygusuz anlarınızda oyun oynadığınız oldu mu hiç? Şöyle bir hatırlamaya çalışın bakalım. Hatta çok sevdiğiniz bir oyunu önce duygularınız yoğun, kafanız rahatken oynadığınızı, sonra da yorgun ve hissiyatınız sıfırın altındayken oynadığınızı düşünün. Olmaz demeyin, olmuştur mutlaka.

Bu iki duygusal seviye arasındaki fark o kadar çok şeyi değiştiriyor ki, en azından bende… Bazen etrafımdan artık oyunlardan keyif alınmadığını, kısa bir süre sonra bıkkınlık geldiğini, birçok oyunun yüzeysel olarak bitirilip bir kenara atıldığını falan duyuyorum ki bu bende de olan bir durum. Ama şöyle bir farka takıldım işte geçenlerde. Ayıla bayıla oynadığım bazı oyunlar, bir gün sonra sıkıldığım oyunlara dönüşebiliyor. Öyle ki sıkıldım dediğim o aynı oyun, çok değil bir gün sonra yine o aynı muhteşem oyuna dönüşebiliyor.

b650ee6c-1db9-4c06-aeb7-ffe61baa2273

Şimdi bunu böyle paldır küldür anlatabiliyorum ama olaya sadece duygusal açıdan yaklaşıyorum, yanlış olmasın. Tabii ki işin içinde birçok etken, zevkler, renkler vs. var. Ama işte herkesin kendi zevk çerçevesinde olan oyunların bile duygusal farktörlerden etkilenme durumu var, anlatmak istediğim bu. O yüzdendir ki benden tavsiye, sıkıldığınızı hissettiğiniz an, oynadığınız oyunu bırakın, beklemeye alın. Oyun elinizin altında zaten ve nasıl olsa istediğiniz zaman tekrar oynayabileceksiniz. Çok sevdiğiniz bir hikayeyi bu şekilde yaşamaya çalışın bakalım, fark ne olacak.

Hikaye demişken, her oyunda geçerli değil tabii ki bu bahsettiğim şey. Bazı oyunları oynamak için duygularınıza pek gerek duymazsınız. Ne bileyim, bir platform oyunu, bir dövüş oyunu veya şu an aklıma gelmeyen, bünyesinde sizi sürüklemeye odaklanmış bir hikayesi olmayan bir oyun için elbette duygularınıza ihtiyaç duymazsınız. Ama bir hikaye üzerine odaklı, diyalog seçenekleri olan, O hissiyat yoğunluğunu gerektiren oyunlar, mutlaka bu çerçeveye girecektir.

Recon_Craft_Theta

Madalyonun diğer tarafına bakacak olursak, ne kadar hissiyatlı olursak olalım, kaçınılmaz derecede sıkılacağımız oyunlar da yok değil. Potansiyel vaat eden ama olayın içine bizzat dahil olduğumda “Eeeeeeh!” dedirten bir ordu oyun oldu geçmişimde. Bunların birçoğuna “Acaba hakkını yemiş olabilir miyim?” diyerek geri döndüm, bazıları repertuvarıma tekrar girdi ama büyük bir çoğunluğu da bunu başaramadı.

Misal, bu aralar yine o yüzeysel olarak baktığım oyunlarla haşır neşirim ve Fallout 3’e sardım fena şekilde. Öncesinde muhtemelen bütün diyalogları gerekli gereksiz didikleyip, oyunu sıfır hissiyatla oynayarak ortamı bulandırmışım ve “Yok aga, bu oyun benlik değil!” diyerek bir kenara itmişim Fallout 3’ü. Ama gördüm ki inanılmaz bir serüvenden mahrum kalmışım böyle bir dangalaklığa kurban giderek. Şu anda oyunu resmen yaşıyorum. O dünyaya adım attığım zaman benim için gerçek dünya geri planda kalıyor. Ve o an o hissiyatta olmadığımı anladığım an, direkt kapatıyorum oyunu. Yani bu sefer o efsaneyi harcamak gibi bir niyetim yok.

Woooooo_a87bc0_129760

Konuyu biraz dağınık halde anlatmış olabilirim ama idare edin, kolay kolay dile dökülebilecek bir şey değil. Ama özet geçmek gerekirse, oyunların duygularınızla doğrudan bir ilişkisi var ki olaya bu açıdan bakacak olursanız, bunu siz de fark edeceksiniz. Bazen hayatımıza neden olduğunu anlamadığımız, içinden çıkamadığımız durumlar dahil olabilir. Herşey bir yana dursun, konumuz oyun oynamak ve o çok sevdiğimiz oyunlarsa eğer, duygularınızın olaya bizzat dahil olduğunu bilin, en azından fark edin, yeter. Sevdiğiniz oyunlardan hissiyat kaybı nedeniyle mahrum olmamanız dileğiyle…

Ertekin Bayındır

1 Yorum Eklenmiş

Tartışmaya katıl

Yorum Yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

LEVELONLINE

Burası Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi LEVEL'ın web sitesi... Site, dergiden bağımsız bir yapıya sahip. Yani site içeriği ayrı, dergi içeriği ayrı...

Her gün onlarca; haber, özel haber, inceleme ve makale yazıyoruz. Her gün güncelleniyoruz. Birçok son dakika haberi de cabası... Tüm bunları Türkiye'nin en tecrübeli oyun editörleri yapıyor.

TWITTER

Xbox One X, Dünya ile aynı anda Türkiye’de! https://t.co/rIxpcQK05D https://t.co/YEVXq5qO9l
Eski günlerden kalma yapısı ve ilginç konsepti ile dikkat çeken bir yapım olan Press X to Not Die'ı inceledik.… https://t.co/KtniBKC7vh

Flickr